30 Kasım 2008 Pazar















Sonbahar renkleri,nostalji,melankoli, yapraklar,kavaklar bir anda yok oldular zihnimden.
Bir zamanlar (Kabataş yıllarımda) dillerini çözmeme ramak kalmış !!, yeryüzünde beni en çok neşelendiren, enerjilerine hayran olduğum, zaman zaman çenelerinden bunalıp ağır kavgalar ettiğim Martı milletinin içinde buldum kendimi ve film koptu...
Neyi nasıl fotoğraflayacağımı şaşırmış bir halde ordan oraya attım kendimi ,..
Yetmedi,.. Yağan yağmura aldırmaksızın Haliç’in küçük kayıklarından birini kiraladım Martı milletine daha yakın olabileyim diye ,..




























Deniz insanlarıda az biraz kaçık oldukları için,..”O” yağmurda, Ayvansaray,Balat,Eyüp kıyılarında Martı kovalayıp fotoğraf çekmemi yadırgamadı kayıkçı Recep,.. Üstelik benim kaçırdığımı düşündüğü bazı enstantaneleri bana işaret edip gösterdi bile...














Yüreğim ,.. Martı milletinin Haliç şenliklerinde, kalsada,... Beynim “Bedene bu kadar eziyet yeter” dedi,.. Ve geçtim Perşembe pazarının arka sokaklarından ekmek arası balık satan balıkçı kahvelerine... Günü Karaköy’de balıklar,oltalar ve balıkçılarla tamamladım,..









Ve gün sonu karar verdim “Ben bir önceki hayatımda!!.. Ya,.. eceliyle ölene kadar oltaya yakalanmamayı başaran mutlu bir Balıktım... Ya da,.. Denizin tüm güzelliklerini ve heyecanlarını,. kayığıyla paylaşmış bir Balıkçı...

f.k.d /kasım 2008

27 Kasım 2008 Perşembe

Kolaj...

Şair,

Yüreğim ıslaktır benim
kuytularda ağlamaktan,
ve hafif uçuktur rengi
kurusun diye kaç kez güneşe asılmaktan,..

dizelerini , belli ki güneşli günlerde yazmış,..
Kasımın soğuk ve kasvetli günlerinde güneş her zaman bulunmuyorki,.. Nasıl kurutacağız yüreği ?..


Posted by Picasa