27 Kasım 2011 Pazar

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerin kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.


Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

o.v.k.



25 Kasım 2011 Cuma

Yine ... Yeniden ....

Ekim ayında Bodrum'dan ...




 Uzun bir süredir - yaklaşık 9 aydır- uzak kalmışım yazı ve fotoğraflardan ve tabii blogdan . Fiziki şartlarım yazı ve fotoğrafa el vermiyor bir türlü… Kıçüstü oturamayınca yazı zor yazılıyor ,... ayakta dikilinmeyince fotoğraf çekilemiyor,.. Fotoğrafı bir biçimde hallediyorum ,arkadaşların fotoğraflarına bakıyorum, eski fotoğraflarımı karıştırıyorum ,. Ama yazı yazmak için uygun zaman kollamak hiç bana göre değil, ben içimden gelen her yerde ve zamanda yazardım bir zamanlar,.. “Bir zamanlar maziye bak ne kadar şendik” … Türk sanat müziği dinleyemiyorum ya çok uzun bir süredir, düşündüm ve buldum nedenini , gerçekten içinde bir yerler acıyorsa bu müzik iyice kanatıyor yaraları ,hiç yoktan depresyona giriyorsun ,.. Gerek yok dinlemem… Nelerden vazgeçmedim ki…

Yok olmuyor!!.. kıç ağrısıyla yazmaya kalkınca ağıt yakarcasına çıkıyor kelimeler , hüznün içinde boğuluyor cümleler..
Oysa 9 aylık bilançoyu esprili bir dille yazıya dökmek üzere geçmiştim klavyenin başına ama eğrik büğrük yatar gibi oturarak bir mok yazılamıyor.. Sürekli iç sesimle konuşup beynimi kalem kağıt yapmaktan da yoruldum artık , sürekli sürrealist durumlardayım , realiteye geçmek istiyorum ama ne çare … Bilsem ki yakınlarda terki mekan etmeyeceğim !!. bir ayped alacağım daha rahat yazabilmek adına ama benim cücelere güven olmuyorki , bir bakıyorsun her şey şahane , bir bakıyorsun buluttan nem kapmış gene hislenip vazgeçmişler beni terk etmekten …

Neysseee ,… herşeye rağmen bu gece yazma isteğim ağrılara baskın çıkıyor durmak yok yazmaya devam ..

Ne yaptık 9 aydır ?... Ağrılar acılar bir tarafa ben bir tarafa !!!...

Kitap okundu , okunuyor , okunacak tabii ama ifrat’a kaçtığım da bir gerçek ,.. çılgın bir okuma , kendini unutma ve kaybetme adına okumalar yapıldı …
Okyanuslar aşıldı , Sallarla yola çıkılıp koca denizler tekrar keşfedildi , 1.dünya savaşından girildi 2.sinden çıkıldı , Fransa’ya yolculuğa çıkıldı Maria neden “ekmek yoksa pasta yesinler” demiş araştırıldı !! , Simone ve Sartre aşık mı? Yoksa vazgeçilmez dost muydular ? soruşturuldu ,.. Paris’ten İsfahan’a 16.yy kervanları hangi güzergahları takip ederlerdi ? 600 -700 develik kervanların iaşesi nasıl temin edilirdi ? .. gibi çoookk önemli detaylar öğrenildi , bilgi hazinemize katıldı !!..

En son “Deve sütünün vücutta toplanan sıvıyı atmakta çok faydalı olduğu” bilgisini beynime nakşederken !! ,… - Dedim “kızım sen iyi misin ? “

Yani biliyorum iyi değilsin ama yazmaktan kaçmak için , deve sütünün faydalarına kadar detaylara dalıp kafayı yemenin de alemi yok ,..

Kitap faslı özetle böyle ,. salondaki duvarı kaplayan kütüphanem dolduğu için koridora kütüphane yaptık dersem işin vehameti daha bir anlaşılır sanırım ..

Kitap okumaktan arta kalan zamanda kitap yazma projeleri geliştirildi ve bir tanesi de elan devam ediyor.
Herkes kanserini paraya tahvil ediyor bende edeyim bari diyerek yazmaya koyulduğum kanser kitabımda sona yaklaşınca kaytarmaya başladım , öyle ya sonu nasıl bitireceğimi bilmiyordum ki !!.. Birde bütün meşhurlar kanserle ilgili kitap yazdı piyasa artık kanser kitaplarına doydu satmıyor hiçbirisi diye tüyo alınca “Biyokimyacının kanserle yolculuğu “ ismini taktığım kitap projemi yaklaşık 50 sayfadan sonra terk ettim ve rahatladığımı farkettim . Kendimi disipline etmiştim bu kitabı yazmak için ama (para kazanmak uğruna !!) , bir taraftan da yaşadığım acıları tekrar tekrar yeniden hatırlamaktan hoşlanmıyordum , yazmama kararını verince ferahladım ve hemen uzun bir zamandır yapmak istediğim bir projeye giriştim .

3K 2N yeni Projemin şifresi !!
Kentler, Kasabalar , Köyler , .. Neydiler ? Ne oldular ?
Gölcük – Karamürsel –Değirmendere - Sarıyer –Çamlıca – Kadıköy – Gelibolu - Bartın – Amasra - Kızılay – Çankaya – Side – Beyşehir – İskenderun - Bodrum - Türkbükü ….
Her belde için , Antik dönem ve sonrasında - Bizans , Selçuklu ve Osmanlı’ya - ilişkin kısa ve varsa ilginç notlar ,. Cumhuriyet döneminde de özellikle 1950 lerden itibaren benim ve yakın çevremin tanıklıkları anılar ve fotoğraflar … Çok kapsamlı bir iş ama , yaklaşık 80-90 sayfa kadar 5-6 sene önce yazdığım yazılar , okuduğum seyahatnameler, coğrafyacı Strabon , Evliya Çelebi ve dostların katkısıyla !! 8-9 ayda işi kotarırım diye düşünüyorum .Bloğa dönüş yapmam biraz da bu projeye olan heyecanımdan kaynaklandı ,günlüğümü blogda tutmaya karar verdim .

Kitaplar dışında ne yaptın dersen bolca gezdim !!!.. Sanal gezilerimde , denize girdim , kaplıcalara gittim termal sulara girdim (kıça iyi bakacağız ya …) dağlarda kekik topladım oksijen depoladım .vs.vs..
Gerçek gezi ne yaptım ?,..
Ağustos sonunda , geçtiğimiz kış hayal ettiğim Assos “çiçekli bahçe “ ye gittim ama şansım hava açısından pek yaver gitmedi gönlümce sıcak denize giremedim ,.. o yüzden bugünlerde şans oyunlarına verdim kendimi !! iyi bir para yakalarsam Maldivlere yada Karayiplere gidip sıcak denizlere atacağım nazik mabadımı !! …
Ekimin ortasındaki 5 günlük Bodrum seyahatim ise ilk 3 günün sonunda fiyasko oldu , havalar çok soğudu benim acılar ve ağrılar galebe çaldı falan falan ,..

İşte koca 9 ay böyle geçti , Kitaplar , Düşünceler ve Düşler …………..
Kanserle yaşamayı öğrendim anlayacağın !!!!!!!!!!!!......


24 kasım /şehir /fkd