30 Ocak 2011 Pazar

Yol Notları ,…

2008 in Ekim ayında Toscana vadisinin kıvrımlı dağ yollarını ve vadinin güzelliklerini beynimize ve fotoğraf makinalarımıza kaydetmiş,.gece de Sienna’da konaklamıştık.. Ertesi gün Sienna’nın büyüleyici sokaklarında gezerken karşıma çıkan keyifli kırtasiyeci dükkanındaki güzel defterlerden birkaçını arkadaşlar için almış,.birini de sürekli çantamda taşımak üzere kendime ayırmıştım…

Bu notların temeli O deftere dayanıyor . Ağırlığını “yol ve kanser notlarının” oluşturduğu bu yazıları ve cep telefonumdaki yazıları bir başlık altında toparlayıp bloğa aktarayım, en azından son 3 yılki notlarım blog yazılarıyla beraber topluca bir yerde kayda geçmiş olur,. değişen ruh hallerini , olayların insan düşüncesindeki etkilerini birebir görmüş olurum diye düşündüm …

Projeyi sınırlı tutup eski defterleri karıştırmazsam daha çabuk yol alırım , diğer defterdekiler için de hevese gelirim diye düşünerek başladım yazmaya ,bir an önce !! realize edebilme dileğiyle , ..


PS ; Yazıları hiç değişiklik yapmadan aktaracağım,.. deneyselliği korumak adına ...



Ekim / 2008 İtalya tatilinde Toscana vadisinde yol alıp Siena’ya gittik çok güzel defterler vardı,.. biride sensin !!



Trafikte ….
26 Ekim 2008

Dün gece (doğum günümdü ya ) 3 meyhane,..bol rakı ve tiradla ,olaysız son buldu!!.. Arıza çıkarmadım !.. Şimdi kızlar toplantısına Kalamış’a gidiyorum, bardaktan değil sürahiden boşanırcasına yağmur yağıyor,.trafik felç, taksideyim canım sıkıldı bunları karalayıp zırvalama hakkımı kullanıyorum.



Laboratuvar …
17 Aralık 2008      11.45

İlhan,Gönül’ün kocası Yalçın’la geldi ve eski Bodrum muhabbetine daldık.Anılar anıları getirdi,tazelendi ,.. Kıbrıs harekatında Bodrum’da yaşanan “muhtemel bir hava harekatı beklenmektedir” öyküsünü anlattım,. Duymamışlar..Çok enteresan geldi “ne güzel bir film olur dedi”,. Yalçın.
Gerçekten hiç düşünmemiştim sağlam bir senaryoyla enfes bir film olur,.. Düşüneyim bakayım !..

* İtalyan Riveria’sı çekim için çok uygun olur
* Yerel değil uluslar arası düşünmek gerekir,

* İtalyan yönetmenin ?.. (filmin adını unuttum) Ada da geçen 2.dünya savaşı filmine kaymamak lazım…

* Harp sahneleri,geminin batışı mutlaka senaryoda yer almalı.

* Geriye dönüşlerle yapılacak bir film (Bugünkü hareketli Bodrum’la/1970 lerin sakin az binalı mekanı ) hoş olabilir.

* Eski bir aşk hikayesi
   Bankacı …
   Pansiyoncu …..

* Nedense Savaş filmi olmak zorundaymış gibi düşünüyorum, çıkış noktası “ muhtemel bir hava harekatı “olunca.

* Bir Fransız ya da İngiliz’in gözünden de olabilir aslında..

* O gece yaşadıklarını yıllarca atamamış kabus gören bir adamla/kadınla Paris’te başlayabilirsin filme..

Veya ileri yaşta savaş muhabiri bir adam Irak’ta otel odasında uykusundan fırlayabilir,..Zamansız bir film olmalı, nerede / ne zaman ?. fırlayacağı önemli değil,. Önemli olan olayın kurgusu..

* Küçücük,sakin bir sahil kasabasına tatile gitmiş bir Arkeolog Fransız kadın kaldığı yerde bir aşk yaşayabilir..

* İngiliz gazeteci kadın ve kocası olabilir.



Laboratuvar
5 Ocak 2009 Pazartesi

Sabah 08.30 Yakı otu çayı yaptım içiyorum bir yandan da bilgisayar başında onay veriyorum ilk yudumu aldım, tat ve koku duygularım beni 4-5 yaşlarıma Gölcük’deki anneannemin kuzineli mutfağına , soğuk bir kış gününe götürdü… Kayda geçeyim dedim..Kokuyu bilirdim ama tad alma duyusunun bu kadar hızlı çalışabileceği sürpriz oldu.



Laboratuvar
9 Ocak 2009 Cuma     14.00

İş az olunca mı kendimi dinliyorum?.. kendimi dinlediğim için mi canım iş yapmak istemiyor?..
Melankolik bir ruh halim var bugünlerde,çok baskıcı olaylar yaşıyoruz yüreğim kaldırmıyor sanırım …Gazze .. Hukuk vb. Bazı şeyler yetmiyor artık ..
Velhasıl kelam “bir garip ruh durumu” nasıl çıkılır aydınlığa ?..



Katerina restoran (Karaköy)
27 Ocak 2009 Pazartesi        17.00


Aslı’nın sergisine giderken Mustafa’yı bekliyorum. Nerede ?..Karaköy “Katerina” restoranda..Biram önümde ,. Martılar havada ,. Karabataklar denizde,. güneşli bir gün,. Motorlar, Hayriye hanım!!.. Köprü balıkçılarla dolu.. Koşuşturan insanlar bir tarafta.. Karşıda Süleymaniye … Gelde yazma.. Gelde biralama..



Trafikte
25 Şubat 2009        08.10


Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Sonra bu kuş,bu bahçe,bu nur
Ve gönül tanrısına der ki
Pervam yok verdiğin elemden
Her minnet kabulüm yeter ki
Gün eksilmesin penceremden

Cahit Sıtkı Tarancı

Arabada Milas evlerini okuyorum karşıma bu şiir çıktı ,..seneler öncesinden …



Sokakta
29 Mart 2009  Ataşehir

Seçim sırasında oy kullanmayı bekliyorum !!.. Sıkıntı..



Sokakta  (Tünel)
11 Nisan 2009 Cumartesi    


Öğlen hastaneden çıkıldı Üsküdar’a gidildi,Karaköy’e giden motora binildi..Motorda bolca fotoğraf çekildi , Şirket-i Hayriye,. Dolmabahçe sarayı ile Dolmabahçe camisine ve Galata kulesine ağırlık verildi..
Karaköy’deki balıkçılar çarşısının arkasındaki nalburların sokağında iç geçirildi,.. rengarenk boyalar ,zincirler daracık evler ve sokak ,.. ama fotoğraf makinesı çıkarılıp çekmeye cesaret edilemedi.. Neden ?.. Mahcubiyet..
Neyssee.. Tünel’e binildi Galatasaray’a kadar aval aval bakınarak yüründü ve Garaj İstanbul’daki”Osmanlı’dan günümüze Bira” sergisine girildi.. Fazla hayal kırıklığına uğranmadı çünki beklenti çok düşük tutulmuştu !..
Tahminler doğru çıktı benim elimdeki fotoğraflardan biraz daha fazla foto.,birkaç zarf ve şişe vs. ve Sunay Akın söyleşisi vardı..Yaklaşık 30-40 kişilik bir dinleyici topluluğu…
Bizim entelektüellerimize içim acıyor ,. Bu kadar küçük bir topluluk bile onları kitlelere sesleniyor “muş” gibi hissettiriyor,.. ve susmak bilmiyorlar.
Sergiyi gezip, iki Bira içip, anneannemin ve dedemin fotoğraflarını hediye olarak bırakıp sergiden çıktım.Tünelden Bankalar caddesine inen ara sokakta spagetti molası verdim oturuyorum.Devamında nereye giderim ?...




Hastane Odası (Başkent)
16 Nisan 2009 Perşembe        21.30


Dün gece polypektomi olmak üzere yattım bugün öğlen Kolon Ca olduğumu duyarak ayıldım Garip bir duygu ,..Hayatta her şeye hemen alışıyorsun ; Sağ elinde intraketle yazı yazmaya !!,Ca olduğunu öğrenip ona göre planlama yapmaya..(hayatını planlamaya başlıyorsun derhal,.. ama gene hiç ölmeyecekmişsin !! gibi).
Elim acıyor sol elle yazmayı da öğrenemem artık !!..




Hastane Odası (Başkent)
18 Nisan 2009 Cuma        04.30


Hala hastanedeyim,. hayallerim Buzlu camın kırılışı gibi kırılıyor.. Önce cam ^^^ ^^^^ zig zaglarla kaplanıyor sonra parça parça dökülüyor.
4 ayın içinde iki ayrı Ca ya yakalanma başarısını gösteren benden başka birisi daha
var mıdır ?..
Bu olay nedir ?.. Niye ?.. Niçin ?..
Sabahın beşinde bu sorulara yanıt aramak çok manalı değil biliyorum ama,. kimbilir belki küçücük de olsa zerrecik yakalarım diye zevzeklik ediyorum. En azından ,bu yıla çoşkusuz ve nedensiz iç sıkıntısıyla başlama gerekçemin karşılığını gördüm..Sosyal olaylara bağladığım ama çok da tatmin olmadığım iç durgunluğum, gerçekte içimde gelişen yeni hücre topluluklarına olan can sıkkınlığıymış demekki..
Çok uzun süreli yazamıyorum elimin üstündeki intraket acımaya başlıyor,.dura dura yazmak gerekiyor.. Çok gel git duygularla savaşıyorum,. Savaş istemiyorum dinginlik istiyorum ama iç seslerimi susturmam mümkün değil ki….

05.00

Bütün hastane uyuyor,yaşam uyuyor..
Ben,. karşımda rol kesen insanları düşünüyorum şimdi de.. İnsanlar neden açıklıkla davranamıyor bu durumlarda ?.. Bir tutukluk, bir başkalık geliştiriyor herkes,. Oysa ben gözlerinden anlıyorum tek tek neler geçiyor kafalarından,bana aslında nasıl bakıyorlar !!.
Elim acıyor,.. Ruhum acıyor,.. henüz kendime acıma noktasına gelmedim İyi bir şey herhalde Ne dersin?..
Bir yandan elim acıyor diğer yanda yazma isteği,..Toscana vadisine Siena’ya gittim şimdi de, seni aldığım güne , günlere …
Canım çok yanıyor..



Ev (şehir)
20 Nisan Pazartesi         22.30


Evdeki yataktayım, Bilgisayara yazmak gelmedi içimden , kağıt kalem tutmak istedim . Sonrada yukardaki satırları okudum ve düşündüm/düşünüyorum(zaten hep düşünüyorum).
Siena’da bu defteri ve diğerlerini alırken ne kadar başka bir yerindeydim hayatın.. Defter küçüktü, taşıması kolaydı , canım iki satır yazmak istediğinde çantamda elimin altında olurdu.Şimdiyse hastane yataklarını paylaşıyor benimle.
Geriye dönüp sayfaları karıştırınca , Tarancı’nın, melodisini sevdiğim ama felsefesine katılmadığım, şiirini okudum yeniden , 2 ay önce farkındaymışım ama fark edememişim !!..




Trafikte
22 Nisan 2009           07.35



2008 – 2009 Başkent
2007 – 2008 Başkent
2006 – 2007 Ankara – Başkent
2005 – 2006 Güllük - Ankara
2004 – 2005 Ataşehir – Güllük
2003 -2002 – 2001 – 2000 – 1999 –Ataşehir
1998_97 – 96 – 95 - 94 – 93 – 92 – 91 – 90 – 89 – 88 – 87 – 86 – 85
Gayrettepe – Kabataş – Teşvikiye (Probar – Ceren – Tam Tıp – Nükleer Tıp )
1984 – 83 – 82 – 81 – 80 Ankara – Hacettepe
1979 – 78 – 77 - 76 – 75 Ankara - Numune
1974 – 73 – 72 – 71 -70 Ankara - Fen Fakültesi
1970 – 69 – 68 - 67 – 66 – 65 -64 Çamlıca
1964 – 63 – 62 – 61 – 60 - 59 Sarıyer - Şişli – Fatih – Gölcük
1958 – 57 – 56 – 55 – 54 – 53 Sarıyer – Bartın – Gölcük


The End !!!!!!!!!.......

B.button’un hikayesi gibi oldu..



Sabiha Gökçen Havaalanı
27 Nisan Pazartesi


Ankara’ya gidiyorum Doktorumla tanışmaya..Yeni bir oyuncak aldım sana ihanet edeceğim herhalde..Uçak hariç her yerde kullanabiliyorum , . üstelik klavyesi ve kalemi de var .. Ama senin yerini tutmaz ,.. Dayanamam biliyorum , kağıt kokusuna yazmanın keyfine..
İyi şanslar dile bana…




Esenboğa Havaalanı
27 Nisan Pazartesi (cep yazısı)


Bu hastalıkların bana düşündürdüğü ilginç noktalardan notlar almaya karar verdim :
İşte ilk ders ; Beyin kontrolunu en fazla sağlamakla övündüğüm iki organım bana maraza çıkardı,isyan etti,ihanet etti vb. her şeyi söyleyebilirim..
Mesanem ve Barsaklarım kontrol dışına çıkma eylemi başlattılar..Kalbime,. Mideme ,. Beynime ,. Ciğerlerime zaman zaman söz geçiremediğim olmuştur,.. ama bu ikisi hep söz dinlemişti , ne oldu da isyan kararı aldılar ? … Aşırı kontrollu annelerin isyankar çocukları gibiler !!.. Anne ne yapacağını şaşırır,.. Ahh..ahhh bu günleride mi görecektim diye söylenir durur,. Bende o anneler gibiyim bu günlerde. Nasıl olduda kontrolu kaybettim diye dolanıp yanıt bulmaya çalışıyorum…




Hastane odası (Hacettepe)
4 Mayıs 2009 (cep yazısı)


Odadayım .. sabah 8.00 de yola çıktık ,. Mıstık ,Filiz Ben ve Önder . Öğlen Canan’lara uğradık Canan’ı da aldık ve geldik Hacettepeye ,.73 no.lu servisin 22 no.lu odası…
Klasik hastane odası,.
Ben gene 3. şahıs modumdayım, yukardan bakıyor ve takip ediyorum olayları; ameliyat , kanser vb. şeyler , Feyza isimli kadına ait !!.. Ama O ben değilim…
Gece saat 12.00 oldu kıçıma giren borunun haddi hesabı yok . İntraketim ve serumum takıldı, elim biraz zorlanıyor ama, klavye kalemden daha rahat ..
Agelos’tan şans dileyen mesaj geldi , Ne çatlak kadınım !!. anlamaması mümkün müydü ı’m going to go .. diye başlayan yazının ameliyatla sonuçlanacağını … Peki niye hiç tanımadığım üstelik milliyetçi kavga mesajları yazıştığım adama kanser iması .. Evet İstanbul fotoğrafı yayınlaması çok etkileyiciydi ama ,. Genede bazen kendimi anlamakta zorluk çekiyorum.. Tıpkı şimdiki gibi.. gece yarısı olmuş,.. sabah ameliyat ,.. Ohhoo ,.. Hanım !! nelerle oyalanıyor.. 3.şahıs modu..





Hastane odası (Hacettepe)
10 Mayıs 2009         14.00     (cep yazısı)


“Bugün beni ilk kez güneşe çıkardılar” demiş ya Nazım.. Bende şu anda öyle hissediyorum.. Benden de diren çıktı 7.günde , içimi oyan acı azaldı ,kanserimi unuttum düşün.. Birde anneler günü hediyesi “bok”!! hediyemi realize edebilirsem deymeyin keyfime ..


10/Mayıs/2009          19.30


Bulutlar yaraları sararsa eğer ,.. Daha çabuk mu iyileşir ?..
Attım kendimi bulutların kollarına,
Dedim – Sar yaralarımı ,.. Dindir acılarımı
Dedi – Bilirsin ben seyyahım ya birlikte çıkarız yolculuğa,.. ya da yağmur olur bırakırım seni toprağa,..
Dedim – Yolculuklar bana yabancı değildir ama sen bilmediğim diyarlara gidersin, .Ben yiterim oralarda.
Dedi – Endişelenme,. Seni , yeni bir Hayat yolculuğuna çıkaracağım…
Dinledim sözünü,.. Bıraktım kendimi yeni yolculuklara…



Deniz otobüsü (Marmara Denizi)
16/Ağustos /2009 Pazar          15.30


Dört ay önce yazdıklarımı okudum,.
Deniz otobüsünde Yalova’dan İstanbul’a gelirken yol notlarına birde gemi eklensin dedim..Hemde Ca olduğumu öğreneli 4 ay olmuş birlikte yaşam nasıl geçti kısaca anlatayım istedim.
Ameliyat /kemoterapi /radyoterapi derken günler ve aylar geçiyor,garip bir dibe vurma haliyle hayat devam ediyor.. Ne ?..Nasıl ?.. Niçin ?... sorularına yanıt aramazsan, ..
İçtenlikle !! aramazsan…Yalnızca günü,. Hatta,..Anı yaşarsan,. Dingin ,durgun, slowmotion bir hayat yaşar , çevreyide biraz olsun dizginlersen fenada olmuyor! ,..
Planları hep kısa vade yapıyorsun, 1-2 gün , en fazla birkaç hafta.. Yeni bir yaşam biçimini becermeye çalışıyorsun , sorgulama yok !! sinirlenme yok !,. Hayal kurmak yok !. (pek beceremiyorum ama ..yavaş,yavaş )..
Neyse Lodos havada Deniz otobüsünde bu kadar felsefe yeter..




Trafikte
14/Ekim/2009 Çarşamba         09.30


Trafikte Altunizade yolundayım, yeniden çalışmaya başladım ama çok yoğun değil.
Bir yıl önce bugünlerde çok heyecanla ve keyifle İtalya hazırlığı mı yapıyordum ?,yoksa İtalya’da mıydım ?.. Karıştırdım..
Ahhh.. evet ,evet dönmüştüm,. İtalya maceralarımı anlatıyor,. Resimleri Bilgisayara geçiriyor ve oynuyordum..
Şimdi hiç oyuncağım kalmadı !!..
Yazamıyorum,.. yazmak istemiyorum,.. yazmak içimden gelmiyor,..
Fotoğraf çekemiyorum, hem fiziken ,hemde ruhen,.. zorlama fotoğraf oluyor..
Yaptığım en iyi şey Gemicilik,Yelken ve Seyyah kitapları okumak. Kendimle yüzleşmek istemediğim zaman Yazmam..Yazmak istemem,. Bu dönemde öyle bir dönem,.
Yüzleşerek gerçekleri ortaya dökmenin, sonrada iki elin böğründe ne yapacağını bilmeden ortada kalmanın manası yok.. Realist davranmak gerekiyor,.. Zaman Romantizm zamanı değil..Yeterince acıyor içimde bir yerler ,. Birde ben acıtmayayım ,.. Varsın Kalem ve Senden uzak kalayım..
Yol açıldı,.yakınlarda belki gene görüşürüz..
Haftaya Kemo var,.. sonrası meçhul ?..
Hoşcakal..



Ev(şehir)
27/Ekim/2009    (cep yazısı)

Leoparın kuyruğundan tutma,
Tutarsan da bırakma…



Patalya Otel (Gölbaşı – Ankara)
7/Kasım/2009 Cumartesi          07.30

Patalya’da Laboratuvar uzmanları toplantısındayım. 7 kadın ve 1 adam,.. Hırs kavramını en iyi anlatan şey bu tip toplantılardır.. Uzun zamandır katılmadığım için unutmuşum insanların bu yüzünü .. Car car kadınlar ,.yüze gülüp kuyu kazanlar..Amannnnnnn..



Trafikte
10/Kasım/2009 Salı           08.35


Yol notlarına bir sayfa daha ekleyeyim,gene trafikteyim hastaneye gidiyorum,çalışmaya başladım yeniden,.. Kemolar bitti.. Belki ömür boyu,.. Belki birkaç aylığına ,.. bilinmez ki..
O zaman ne yapacağız ?.. Düşünmeyeceğiz ..ânı yaşayacağız.. başarabilirsek !!..
Çalışmak iyi geliyor,iç düşünceleri engellliyor,işlerin yoğunluğundan akşamda yorgun düşüyorum , yemek , biraz internet sonra gemicilik kitaplarım ve uyku, hayatımın bugünlerdeki rutini böyle..
Yersen diyor !!.. öteki Feyza.. bende yiyorum !!..
Kağıt kalem ve yazma açlığımı senle gidermeye çalışıyorum,. nasıl olsa biliyorum küçücüksün,. Uzun edemiyeceğim !! yüzleşmelere yer ve zaman kalmayacak tıpkı şimdiki gibi !! ..



Gayrettepe (Metropolitan F.N.)
18/Kasım /2009 Çarşamba         14.30


Dr.Gökhan’ı bekliyorum Metropolitandayım,.. Ömrüm Gökhan’ı beklerken nihayet
bulacak !!. Keyfim kaçık CT de rekürren TM ihtimali çıktı. Kendime yuhhh çekiyorum bu kadar radyasyona hala TM geliştirdiysem diye.Gene kıçımdan hortumlar gene damarlarım patlayacak vs. vs. offf…. Sıkıldım artık.. Abdominal aorttan küccük bir patlak çok iyi olur diye düşünmeye başladım..Pat,. pat.. gidersin temiz pak… Ya da !!!…




Trafikte
02/Aralık/2009    (cep yazısı)


Bir Orkestra şefinin başına gelenler…
Her şey mükemmeldi ,.. konserin üçte ikisini geçmiştim , ne olduysa son çeyrekte oldu ve tüm hayatım hayallerimle beraber yerle yeksan oldu..
Değnek Düştü !!...
O güne kadar mükemmele yakın bir biçimde idare ettiğim orkestra elemanları birer birer kontrolumden çıkmaya başladılar.. Önce sopayı alıp tekrar devam etmeyi düşündüm ,..
Ama,.. Hayır.. Kontrolu kaybetmiştim…



Ev (şehir)
21/Aralık/2009      (cep yazısı)


Bu gece Hastane günlerine gittim,.. Ve farkettim ki hayata asılmışım ,.. hemde fena halde..kopmak ayrılmak istememişim hayattan ve sevdiklerimden. Sonraki günlerde de devam etmiş o bağlılık hissi.. Şimdi !!!.. Eski tas eski hamam.. Bir ukalalık, bir kendini beğenmişlik,.. hayata tepeden bakma alışkanlığı..
Bii.. Çaktım … kodum muu.. oturturum Feyza kendine gel dedim..



Ev(şehir)
9/Nisan/2010    (cep yazısı)


Sarı menekşelerden bahseder dostlar,. Boynu bükük Sardunyalara şaşkın der , kalplerini kırarlar.. Bilmezler mi ki ne yapacağını şaşırmıştır garip , hayatta kalma savaşı veriyordur.. bir kurtaran olsa da Kış bahçesine alsa diye bakınıyordur…



Sabiha Gökçen Havaalanı
28 /Nisan/2010 Perşembe        19.00


Tam bir yılönce de Ankara’ya gidiyormuşum, belirsizliklerle dolu bir geleceğe doğru.
Bir yıl sonra değişen ne var ?.. Haksızlık yapmayayım, hastalık cephesinde epey yol aldım,. Kemo,Radyo,Ameliyat , kontroller vb. şimdilik her şey yolunda..Ama bugün hastanede yaşadığım sinir bozucu tavır bütün kontaklarımı attırdı.. Şu anda kendimi boşlukta ve güvensiz bir duygu ortamında hissediyorum… Neden bu kadar ürkek ve boşluktayım bilmiyorum.. Aslında daha düne kadar bu işi bırakayım artık diyordum..Şimdi bırakma eylemiyle yüzyüze gelince garip bir korku sardı her yanımı ,. Sanki sokakta kalmışım gibi, oysa parasal olarak çokta getirisi yok bu işin.. Neden peki bu mutsuz umutsuz hal ?.. Yarın sabah Doktorumu görüp her şey yolunda vs. muhabbeti yapıp İstanbul’a döneceğim.. Yeni bir yol haritası çizmem gerekiyor,.. Nerde ?. Nasıl ?.. yaşayacağım..Ne yapacağım ?.. Günler nasıl geçecek ?..
Ne kadar çok “N” ile başlayan kelimeye yanıt bulacağım !!..
Derin bir nefes alıp yeni bir yaşama,. yeni günlere hazırlanmalı mıyım ?..
Yoksa suyu akışına bırakıp , kendimi koyvermeli miyim ?..
Koyverebilir miyim !!..




Otel Odası (Ürdün – Amman)
16/Mayıs/2010 Pazar         23.10


Amman da bir otel odasında bir başka yolculuk hikayesi !!. Ne işin var diyeceksin allahın Ürdün’nünde,. vallahi haklısın.. Petra vadisi güzel ama iyi bir organizasyonla gelirsen ,.yoksa ızdırap. Petra dışında bir şey de yok Ürdün’de,.. alabildiğince uzanan bozkır ve kıraç topraklar.



Uçakta (Amman – İstanbul)
19/Mayıs /2010 Çarşamba        19.00


Uçakta yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum ama yolculuk hikayelerine uçakta eklensin eğer yazmadıysam..5 günlük Ürdün Lübnan turunu hızla,yoğun bir tempoda tamamladık ve İstanbul’a dönüyoruz. Amman’da bir mok yok ,. ama Beyrut her köşesiyle etkileyici ve vahşi bir şehir.. Vahşiliği -hani çok itilip kakılan çocuklar vardır bir süre sonra korkusuz ve umarsız olurlar- O çocuklar gibi vahşi,.. Ve gene O çocuklar gibi de naif yönleriyle etkileyici bir şehir..
Vahşi çünkü son derece lüks ve şaşaalı apartmanların yanısıra savaşta yanıp kurşunlanmış bombalanmış bir başka bina var,.birlikte paylaşıyorlar aynı sokağı,. Yan yana..
Her yerde eski araba hurdalıkları,.. diğer tarafta da çok iyi bakılmış, 40 lı - 50 lili yılların üstü açık antika chevroletleri…
Kum torbalarından barikatlar,.. koruganlar,. aralarında sabah koşusu yapan adamlar ve kadınlar..
8-10 katlı apartmanlar dikmek uğruna dağlardaki cânım fıstık ağacı çamı ormanlarını kesmişler,.. lakin, evlerin balkonları çiçekler ve minik çam ağaçlarıyla rengarenk ,yemyeşil…
En büyük denizcilerin torunları ,.. en güzel deniz Akdeniz’in kıyısındalar,.. ama öylesine hoyrat kullanmışlar ki Akdeniz’i,. Atalarının sularıyla!! hiç barışık ve iç içe gelmediler bana ..
Aslında yalnızca Beyrut değil, genel olarak Lübnan ilginç ve çelişkilerle dolu bir ülke..
Örneğin,. Bekaa vadisini de anlatmak isterim ama bir başka deftere – kusura bakma yolculuk yazılarını barındırıyorsun bitmeni istemiyorum !!-.Bekaa uzun bir konu !!.



Katarina restoran (Karaköy)
29/Mayıs/2010     (cep yazısı)


İki yıl önce sokaklarını arşınladığım,.. bir yıl önce ise hayalini bile kurmadığım mekanlarımı ziyarete geldim, tarihi yelkenlileri fotoğraflamak bahanesiyle .. Çok şükür tanrım değişen bir şey yok !!.. mekanlarımda da ,.. bende de !!..



Ev (şehir)
13/Eylül /2010 Pazartesi        22.30    (cep yazısı)


Hiçbir şey yazmadan ikinci ameliyata gitmeye gönlüm elvermedi,.. Gene bir tümör, gene kanserli.. bu sefer Karaciğerimin bir parçası terki mekan edecek,. muhtemelen safra kesem de.. Ben gene tiyatro seyreder gibi seyrediyorum.. Brecht’in epik tiyatro oyunlarındaki gibi , zaman zaman katılımcı olarak.. Fazla bir şey yazmak, istiyorumda .. istemiyorumda.. Yazı bazen zırhları indiriyor ,. Ama iyi mi oluyor ?.. bilmiyorum.. doğrusunu istersen hiçbir şey bilmiyorum şarkıdaki gibi

“ kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına,.. Eyy ufuklar diyorum Yolculuk var yarına “!!..



Sabiha Gökçen Havaalanı
6/Aralık/2010     (cep yazısı)


Hacettepe seferlerimden birine daha başlamak üzere havaalanındayım… Bu seferki gerekçem vajinal !!.. eksik bir delik kalmama kuralı !!..
Torpil istemiyorum .. hakkaniyet istiyorum artık .. yaşamdan



Uçakta (Kayseri – İstanbul)
22/Ocak/2011 Cumartesi         22.15


Yolculuk hikayelerim bitmesin hiç…
Kanserim bile yolculuk hikayeleri yazmama ve yaşamama neden oluyor..En son sevgili deftercim 2010 yılı Mayısta yazmışım sana ,..uçakta ,. Gene bir uçak yolculuğu bu sefer rota Kayseri – İstanbul… Ne alaka dersen,.. köprülerin altından çok sular aktı , benim kanser gene tekin durmadı karaciğeri mekan eyledi , Eylül’de ameliyatlar vs. şimdi de Bioenerjide çare arıyorum . Kazakistan-Rus karışımı bir teyze bana holistik evrenden enerji yolluyor, göreceğiz bakalım kabul edip işe yarar hale getirebilecekmiyim o enerji akışını…Kayseri’de yaşıyor,. Bizde sabah Uçağıyla Aslı’yla beraber geldik enerjileri aldık şimdi dönüyoruz.
Ankara – Hacettepe uçuşlarıma şimdi de Kayseri eklendi. Eee.. fena sayılmaz ,hiç olmazsa hastalık mastalık ayağına uçuyorum,.. Uçak bana gerçek yolculuk hissini tattıran bir ulaşım aracı nedense arabayla daha uzağa hatta tatile bile gitsem öyle hissedemiyorum..
Ama artık diyorum ki Kanser amca !! beni tacizden vazgeçse,. Peşimi bıraksa da bende gerçek seyahatlerime başlayabilsem ..
Önce yakınlar,.. Paris – Roma –Barcelona – Endülüs den biri olabilir..
Sonra orta yakınlar,.. St.Petesburg – Mısır – Fas gibi ..
Sonra uzaklar… Peru – Butan – Sibirya gibi…
Ne hoş değil mi ?.. Düşüncesi bile güzel ,.. birde gerçekleştirdiğimi düşün !! Ne malzeme çıkarırım… Fotoğraf, yazı vb…
Zaten karar verdim tacizci amcadan kurtulursam..Aaaa bak bu deyimi sevdim..tacizci Çoşkun gibi bende benimkine bir isim mi versem acaba ?..mesela tacizci Kazım..Kayhan.. Kenan vs. bakalım bir düşüneyim..
Neyse karar verdim çalışmayı bırakıp yazı ve fotoğraf  işlerine yoğunlaşacağım …...

1 yorum:

İlhan Günay dedi ki...

parça parça yaşarken yaşadıklarını, bu kadar yorulmamıştım. Bu bana Özdemir Asaf'ın "parça bütünü parçalıyor" lafını anımsattı. Ama arkadaşım (burası Haberal'ın ses tonuyla okunacak!), bütünü de beni parçalıyor! Demek ki dün gece kafama takılanların bir sebebi varmış... Ne takıldı dersen, kendimizi yazıya verdik ya, bir gün yazarım elbet! Hani, başkasının başına gelmiş gibi filan...