17 Ekim 2008 Cuma
Genova yolunda..
Akşam Milano'ya geçtik,Genova'yı sevmedik
,.. Devasa bir liman şehri,..Liman şehirlerinin "Denizci" serseriliğini içinde barındıran Lümpen havasından eser yok,..Oysa ne hayaller kurmuştum gitmeden önce.Limanın daracık ara sokaklarından birinde, tahta masalı !!. izbe bir meyhane bulacak,
...bir Vapuru vurdular,dört kişi
demirliydi,eli kolu bağlıydı,..
diye tirad atacaktım.. olmadı ,.. son gece yol yorgunluğuyla son buldu..

...bir Vapuru vurdular,dört kişi
demirliydi,eli kolu bağlıydı,..
diye tirad atacaktım.. olmadı ,.. son gece yol yorgunluğuyla son buldu..
22 Eylül 2008 Pazartesi
günlük yazıları
insanların insanlara kötülükleri başımı döndürüyor,
dayanamıyorum,ağlıyorum,..
zayıflıkla suçlanıyorum,..
ağlıyorum...
hatalar,hataları getiriyor,
ağlıyorum,
sonuç,..
bu zırvalıklar çıkıyor ortaya,..
ama,
"günlük" dediğin böyle bir şey değil mi?,..
ruhunu dök,..ser ortaya,.. ferahla,...
oysa bugün ,
sonbahar ekinoksunun başladığı gün,..
saat tam 18.32 de,
yaz'ın delici güneşi
yerini,
sonbaharın çılgın kızıl yapraklarına bırakacaktı
ama ben tanıklık edemedim !!..
bugün !!
22 /eylül/ pazartesi/2008
tarihe not düşmek gerek !,
tarih ve tarihe yazmak , ciddi bir iş
sevgili günlük,..
dayanamıyorum,ağlıyorum,..
zayıflıkla suçlanıyorum,..
ağlıyorum...
hatalar,hataları getiriyor,
ağlıyorum,
sonuç,..
bu zırvalıklar çıkıyor ortaya,..
ama,
"günlük" dediğin böyle bir şey değil mi?,..
ruhunu dök,..ser ortaya,.. ferahla,...
oysa bugün ,
sonbahar ekinoksunun başladığı gün,..
saat tam 18.32 de,
yaz'ın delici güneşi
yerini,
sonbaharın çılgın kızıl yapraklarına bırakacaktı
ama ben tanıklık edemedim !!..
bugün !!
22 /eylül/ pazartesi/2008
tarihe not düşmek gerek !,
tarih ve tarihe yazmak , ciddi bir iş
sevgili günlük,..
21 Eylül 2008 Pazar
gülhatmi'nin gözyaşları
Gülhatmi ağlıyor,..
Beyazgül , vakur dik durmaya çalışıyor hala !..
Erguvanım,...
canımmmm,.. şekerim,..
daha bir sarmaladı ikisini de,. gitmeyin dercesine...
Ama mevsimsel döngü devam etmek zorunda,yeryüzündeki bütün döngüler gibi .. Doğuyoruz,..büyüyoruz,..yaşlanıyoruz,..saklanıyoruz !!!,ölüyoruz...
10 sene önce bahçıvanımız Ahmet efendi hediye etmişti ,-çok bilge, güzel insandı - küçücük bir saksıda,incecik bir genç hanımdı ...
Seversen,.. "çok güzel çiçekler açar aylar boyu "demişti Ahmet efendi,..
Sevdim ,
kocaman saksılara sığamadı,... penceremin önüne diktim,..toprak anayla buluşturdum,..inanılmaz keyiflendi,
Yıllardır, ilkbaharın sonundan sonbahar yağmurlarına kadar, olağanüstü çiçeklerle pencerimi şenlendiriyor.
Ama bir yaz daha geçti ve gülhatmim hoşça kal diyor,
seneye buluşur muyuz acaba ?..
Gülhatmim yaşlandı ve yoruldu da !!..
22/09/08
şehir
Beyazgül , vakur dik durmaya çalışıyor hala !..
Erguvanım,...
canımmmm,.. şekerim,..
daha bir sarmaladı ikisini de,. gitmeyin dercesine...
Ama mevsimsel döngü devam etmek zorunda,yeryüzündeki bütün döngüler gibi .. Doğuyoruz,..büyüyoruz,..yaşlanıyoruz,..saklanıyoruz !!!,ölüyoruz...
10 sene önce bahçıvanımız Ahmet efendi hediye etmişti ,-çok bilge, güzel insandı - küçücük bir saksıda,incecik bir genç hanımdı ...
Seversen,.. "çok güzel çiçekler açar aylar boyu "demişti Ahmet efendi,..
Sevdim ,
kocaman saksılara sığamadı,... penceremin önüne diktim,..toprak anayla buluşturdum,..inanılmaz keyiflendi,
Yıllardır, ilkbaharın sonundan sonbahar yağmurlarına kadar, olağanüstü çiçeklerle pencerimi şenlendiriyor.
Ama bir yaz daha geçti ve gülhatmim hoşça kal diyor,
seneye buluşur muyuz acaba ?..
Gülhatmim yaşlandı ve yoruldu da !!..
22/09/08
şehir
17 Eylül 2008 Çarşamba
The Windmills Of Your Mind
Yuvarlak,Spiralin içindeki çember
Çarkın içindeki çark gibi,
Başladığı yerde bitmeyen,
Durmaksızın süren bir döngü
Dağdan kopan bir çığ gibi,
Ya da bir karnaval balonu
Bir atlıkarınca gibi
Ay'ın çevresinde daireler çizen
Bir saat gibi, akrep ve yelkovanı
Yüzeyindeki dakikaları süpüren
Ve dünya, sanki bir elma
Uzayda sessizce dönen
Tıpkı zihninin yeldeğirmenlerinde
Bulduğun çemberler gibi ...
Çarkın içindeki çark gibi,
Başladığı yerde bitmeyen,
Durmaksızın süren bir döngü
Dağdan kopan bir çığ gibi,
Ya da bir karnaval balonu
Bir atlıkarınca gibi
Ay'ın çevresinde daireler çizen
Bir saat gibi, akrep ve yelkovanı
Yüzeyindeki dakikaları süpüren
Ve dünya, sanki bir elma
Uzayda sessizce dönen
Tıpkı zihninin yeldeğirmenlerinde
Bulduğun çemberler gibi ...
13 Eylül 2008 Cumartesi
Bir Garip Ruh Hali (2)
Burnumun dibinde Erguvan ağacım,
sağ üst kadranda Eylül mehtabım,..
aklımda, iyi niyetli Kadriye,..
karşımda ,beni yıllar öncesine taşıyan anıların sesi...
beynimde,"bir garip ölmüş diyeler,
soğuk suyla yualar" dizeleri...
ve,...
Eskişehre ,gidememenin "gitmemenin" ezikliği,
"ne,.. güzel ,ne iyi insandın sen Kadriye Hala" muhabbeti..
özünde,...
kendine nalet okuma,
uzaklarda,
Dev aynalarını kırmak için
aradığın balyozların ,
sesleri.....
f.k.d.
sağ üst kadranda Eylül mehtabım,..
aklımda, iyi niyetli Kadriye,..
karşımda ,beni yıllar öncesine taşıyan anıların sesi...
beynimde,"bir garip ölmüş diyeler,
soğuk suyla yualar" dizeleri...
ve,...
Eskişehre ,gidememenin "gitmemenin" ezikliği,
"ne,.. güzel ,ne iyi insandın sen Kadriye Hala" muhabbeti..
özünde,...
kendine nalet okuma,
uzaklarda,
Dev aynalarını kırmak için
aradığın balyozların ,
sesleri.....
f.k.d.
12 Eylül 2008 Cuma
Nokta gibiyiz... yeryüzünde,...
hadi haksızlık etmeyelim,noktadan biraz hallice,..
nedir bu Dev aynasında görmemiz kendimizi...
Eylül mehtabında, dünyanın aksı
olmak istiyorum...
çakıl taşı olmak istiyorum...
hatta,hatta ,...
kum tanesi,..
nasıl başa çıkacağız dev aynası görüntülerimizle,?...
bilmiyorum,
Bilen var mı ?..
f.k.d.12/09/08


hadi haksızlık etmeyelim,noktadan biraz hallice,..
nedir bu Dev aynasında görmemiz kendimizi...
Eylül mehtabında, dünyanın aksı
olmak istiyorum...
çakıl taşı olmak istiyorum...
hatta,hatta ,...
kum tanesi,..
nasıl başa çıkacağız dev aynası görüntülerimizle,?...
bilmiyorum,
Bilen var mı ?..
f.k.d.12/09/08
28 Ağustos 2008 Perşembe
güle güle.........
NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi ,Bir parça mavi deniz
Alır beni
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları
İlhan Berk
3 Ağustos 2008 Pazar
PİŞTOV
29 Temmuz 2008 Salı
Sabahattin Ali'den bugüne Sinop,...
Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül, aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül, aldırma...
Dışarda deli dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül, aldırma...
Görmesen bile denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül, aldırma...
Dertlerin kalkınca şaha
Bir küfür yolla Allaha...
Görecek günler var daha
Aldırma gönül, aldırma...
Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Ceza yata yata biter
Aldırma gönül, aldırma...
19 Temmuz 2008 Cumartesi
Bir garip ruh hali,..
Bütün kapılar kapandı,
dışardayım.
Birden karşıma çıkmayın korkuyorum.
Uykusuzum fena halde,
sokaktayım.
Karanlık bastırdı mı bozuluyorum,
fena bir yerimden koptuğum doğru,
kendimden çok fazla yaşamaktayım.
Nereye bağlanacak bu işin sonu
aslında ben kimim ,meraktayım.
Bütün kapılar kapandı,
sokaktayım...
A.İ.
dışardayım.
Birden karşıma çıkmayın korkuyorum.
Uykusuzum fena halde,
sokaktayım.
Karanlık bastırdı mı bozuluyorum,
fena bir yerimden koptuğum doğru,
kendimden çok fazla yaşamaktayım.
Nereye bağlanacak bu işin sonu
aslında ben kimim ,meraktayım.
Bütün kapılar kapandı,
sokaktayım...
A.İ.
4 Temmuz 2008 Cuma
emperyal oteli'nin resmini çektim
akşam saçaklarından damlıyordu
kapısında durmanı söylemiştim
yüzün zambaklara benziyordu
cumhuriyet bahçesi'nde insanlar geziyordu
tepebaşı'ndaki küçük yahudiler
asmalımesçit'teki rum kemancı
böyle rüzgarsız kalmışlığımız
bu bizim çektiğimiz sancı
el ele tutuşmuş geziyordu
gazeteler cinayeti yazıyordu
haliç'e bir avuç kan dökülmüştü
emperyal oteli'nde üç gece kaldık
fazlasına paramız yetmiyordu
gözlerin gözlerimden gitmiyordu
dördüncü gece sokakta kaldık
karanlık bir türlü bitmiyordu
sirkeci garı'nda sabahladık
bilen bilmeyen bizi ayıpladı
halbuki kimlere kimlere başvurmadık
hiçbiri yüzümüze bakmıyordu
hiç kimse elimizden tutmuyordu
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun .... kanıma girdin ..... kabulümsün.
A.İ.
akşam saçaklarından damlıyordu
kapısında durmanı söylemiştim
yüzün zambaklara benziyordu
cumhuriyet bahçesi'nde insanlar geziyordu
tepebaşı'ndaki küçük yahudiler
asmalımesçit'teki rum kemancı
böyle rüzgarsız kalmışlığımız
bu bizim çektiğimiz sancı
el ele tutuşmuş geziyordu
gazeteler cinayeti yazıyordu
haliç'e bir avuç kan dökülmüştü
emperyal oteli'nde üç gece kaldık
fazlasına paramız yetmiyordu
gözlerin gözlerimden gitmiyordu
dördüncü gece sokakta kaldık
karanlık bir türlü bitmiyordu
sirkeci garı'nda sabahladık
bilen bilmeyen bizi ayıpladı
halbuki kimlere kimlere başvurmadık
hiçbiri yüzümüze bakmıyordu
hiç kimse elimizden tutmuyordu
ben hiç böylesini görmemiştim
vurdun .... kanıma girdin ..... kabulümsün.
A.İ.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




