19 Ekim 2008 Pazar











17 Ekim 2008 Cuma

Pisa

Galata kulesinden hallice eğikliği dışında bir esprisi yok ama,.uyanık İtalyanlar dünyaya pazarlıyorlar.
Posted by Picasa

Yollar,.........





Riviera Sahilleri

Yol boyunca yaz sonu sakinliğinin tadını çıkardık...




Portofino

dalgalarının sesi hayalleri süsleyen kasabadan geriye kalanlar,..

Posted by Picasa




Genova yolunda..

Akşam Milano'ya geçtik,Genova'yı sevmedik ,.. Devasa bir liman şehri,..Liman şehirlerinin "Denizci" serseriliğini içinde barındıran Lümpen havasından eser yok,..Oysa ne hayaller kurmuştum gitmeden önce.Limanın daracık ara sokaklarından birinde, tahta masalı !!. izbe bir meyhane bulacak,
...bir Vapuru vurdular,dört kişi
demirliydi,eli kolu bağlıydı,..
diye tirad atacaktım.. olmadı ,.. son gece yol yorgunluğuyla son buldu..



Posted by Picasa

Bergamo havaalanı

Yolculukların sonu fiziksel ve ruhsal olarak yorgunluklara mahkumdur,.. bizde de kural bozulmadı..

22 Eylül 2008 Pazartesi

günlük yazıları

insanların insanlara kötülükleri başımı döndürüyor,
dayanamıyorum,ağlıyorum,..
zayıflıkla suçlanıyorum,..
ağlıyorum...
hatalar,hataları getiriyor,
ağlıyorum,
sonuç,..

bu zırvalıklar çıkıyor ortaya,..

ama,
"günlük" dediğin böyle bir şey değil mi?,..
ruhunu dök,..ser ortaya,.. ferahla,...

oysa bugün ,
sonbahar ekinoksunun başladığı gün,..
saat tam 18.32 de,
yaz'ın delici güneşi
yerini,
sonbaharın çılgın kızıl yapraklarına bırakacaktı
ama ben tanıklık edemedim !!..

bugün !!
22 /eylül/ pazartesi/2008
tarihe not düşmek gerek !,
tarih ve tarihe yazmak , ciddi bir iş
sevgili günlük,..

21 Eylül 2008 Pazar

gülhatmi'nin gözyaşları

Gülhatmi ağlıyor,..
Beyazgül , vakur dik durmaya çalışıyor hala !..
Erguvanım,...
canımmmm,.. şekerim,..
daha bir sarmaladı ikisini de,. gitmeyin dercesine...

Ama mevsimsel döngü devam etmek zorunda,yeryüzündeki bütün döngüler gibi .. Doğuyoruz,..büyüyoruz,..yaşlanıyoruz,..saklanıyoruz !!!,ölüyoruz...

10 sene önce bahçıvanımız Ahmet efendi hediye etmişti ,-çok bilge, güzel insandı - küçücük bir saksıda,incecik bir genç hanımdı ...

Seversen,.. "çok güzel çiçekler açar aylar boyu "demişti Ahmet efendi,..
Sevdim ,
kocaman saksılara sığamadı,... penceremin önüne diktim,..toprak anayla buluşturdum,..inanılmaz keyiflendi,

Yıllardır, ilkbaharın sonundan sonbahar yağmurlarına kadar, olağanüstü çiçeklerle pencerimi şenlendiriyor.
Ama bir yaz daha geçti ve gülhatmim hoşça kal diyor,
seneye buluşur muyuz acaba ?..

Gülhatmim yaşlandı ve yoruldu da !!..

22/09/08
şehir



Posted by Picasa

17 Eylül 2008 Çarşamba

Posted by Picasa

The Windmills Of Your Mind

Yuvarlak,Spiralin içindeki çember
Çarkın içindeki çark gibi,
Başladığı yerde bitmeyen,
Durmaksızın süren bir döngü
Dağdan kopan bir çığ gibi,
Ya da bir karnaval balonu
Bir atlıkarınca gibi
Ay'ın çevresinde daireler çizen
Bir saat gibi, akrep ve yelkovanı
Yüzeyindeki dakikaları süpüren
Ve dünya, sanki bir elma
Uzayda sessizce dönen
Tıpkı zihninin yeldeğirmenlerinde
Bulduğun çemberler gibi ...

13 Eylül 2008 Cumartesi

Bir Garip Ruh Hali (2)

Burnumun dibinde Erguvan ağacım,
sağ üst kadranda Eylül mehtabım,..
aklımda, iyi niyetli Kadriye,..
karşımda ,beni yıllar öncesine taşıyan anıların sesi...

beynimde,"bir garip ölmüş diyeler,
soğuk suyla yualar" dizeleri...
ve,...
Eskişehre ,gidememenin "gitmemenin" ezikliği,

"ne,.. güzel ,ne iyi insandın sen Kadriye Hala" muhabbeti..
özünde,...
kendine nalet okuma,

uzaklarda,
Dev aynalarını kırmak için
aradığın balyozların ,
sesleri.....

f.k.d.

12 Eylül 2008 Cuma

Nokta gibiyiz... yeryüzünde,...
hadi haksızlık etmeyelim,noktadan biraz hallice,..
nedir bu Dev aynasında görmemiz kendimizi...
Eylül mehtabında, dünyanın aksı
olmak istiyorum...

çakıl taşı olmak istiyorum...

hatta,hatta ,...
kum tanesi,..

nasıl başa çıkacağız dev aynası görüntülerimizle,?...

bilmiyorum,
Bilen var mı ?..

f.k.d.12/09/08






Posted by Picasa

28 Ağustos 2008 Perşembe

güle güle.........



NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR


Ne zaman seni düşünsem

Bir ceylan su içmeye iner

Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle

Yeşil bir zeytin tanesi ,Bir parça mavi deniz

Alır beni
Seni düşündükçe

Gül dikiyorum elimin değdiği yere

Atlara su veriyorum

Daha bir seviyorum dağları

İlhan Berk

3 Ağustos 2008 Pazar

PİŞTOV

Evvel zamanda Osmanlı’nın Karadeniz illerinden birinde Piştov Ahmet ismiyle maruf bir kaçakçı şaki yaşarmış.
Ol hikaye......Ahmet’i tanıyanların anlattıklarının anlattıkları olup,ben kulunuz yalnızca yazmakla mükellef bulunmaktayım.
Ahmet,... enine boyuna dağ gibi bir genç,zamana göre hayli bilgili,okur-yazar üstelik.! Ailesi ise eşraftan,seceresi Orta Asya’dan “Kırgana” boyuna kadar uzanıyor handiyse. Bütün bunlar iyi hoş,hoşta,..Ahmet’in bir tutkusu var “Deniz” adında.
Artık,siz buna kusur mu dersiniz,yoksa; -Ne var a canım,iyi işte,.. çocuk denizden çıkarır rızkını mı,..Dersiniz!...orası size kalmış.
Amaaa..... ailesinin sizin gibi düşünmediği bir gerçek.Ahmet’in ablaları,erkek kardeşleri var,..tarlada,çifte,çubukta onlar çalışır,..
Ahmet nerede ?,Deniz’de!,..
-Eh,.. erkek adam,delikanlı biraz haylazlıktan bir şey çıkmaz,.. der aile,demesine ama...Yıllar geçer bakarlar, Ahmet, aynı Ahmet...
Baba.... Yusuf bey,..Ağır,oturaklı ve kararlı bir adam,çeker bir gün Ahmet’i sigâya,..
Der – Oğul,...bu iş gitmez böyle,al eline çifti çubuğu, başla çalışmaya kızanlarınla.

Ahmet’in babaya hürmeti sonsuz,sonsuz amaaaaa,..
Ahmet genç,..Ahmet delikanlı,... Ahmet tutkun Karadeniz’e,..
Arkadaşı Beleş Hamdi (sonraki yılların Hamdi kaptanı) ile beraber attılarmı kendilerini küçük teknelerine,...koyuluverirler Karadeniz’e...
Karadeniz kara mı kara,azgın mı azgın,..
Ama Büyülü,....Ama Cesur,....Ama Dövüşken,..
Öylesine bir beraberlik ki onlarınki,..saatlerce günlerce, birbirlerine karışıyorlar.
Onlar mı ?..Karadeniz, Karadeniz mi onlar?,.. Ayırdına varamıyorlar,..
Her yeni keşif bir başka bilinmezliğe,.. bilinmezlikler yeni keşiflere yol açıyor,çoşkuyla yaşadıkları bir döngü oluyor sonunda,..bitmeyen bir döngü.

Ve Ahmet,...yol ayrımına geliyor,tümden kopuyor ailesinden.
O günlere denk düşüyor Topal Osman’la tanışmaları.Topal Osman ilerlemiş yaşına rağmen dinç,sağlam,bir sakatlığı da yok,Topal lakabı nereden?, Onu pek bileni duymadık,.. Yaptığı iş ise,biraz karanlık.Kimi diyor balıkçı...,kimi diyor kaçakçı....,bellisiz,..
Ve başlıyorlar Karadeniz bilinmezliğini üçü birlikte yaşamaya.Topal’ın serüvenleri anlattıkça bitmez,anlattıklarını zamana sığdırmaksa ne mümkün...
Ve bir gün Topal -Eh gençler,...çok gezdik,çok gördük,birazda çalışalım gayri – Kafkasya’ya gidilecek,tütün alınacak.Çukurbostanlıların tütünü bitmiş(çukurbostan Topal’ın köyü)- diyor.
Ahmet -Bu Topal ne has adam,köylüsünün tütününü bile o düşünüyor-diye iç geçiriyor.
Ve,... bir Karadeniz serüveni daha başlıyor,..Yüklüyorlar tekneyi ağzına kadar balyayla Tiflis’den,..ve dönüyorlar günler sonra bir gece, limana,..
Topal – yükü bu gece boşaltalım,hırsızı uğursuzu belli olmaz.Kıymetlidir malımız,bir an önce köye yol alalım- diyor.
Beleş Hamdi yorgun uykusuz,üstelik yavuklusu yolunu gözlüyor uzun zamandır,..
Diyor – beni affet,ben gelmeyeyim bu seferlik,Ahmet’le sen yetersiniz,bu yüke.

Kağnının ezdiği taşların çığlıkları gecenin sessizliğini bozarken,..uzaklaşıyor Ahmet’le,Topal şehrin ışıklarından,karanlıklara doğru.

Bir zaman sonra,Topal belinden çıkarıyor Piştovu ,veriyor Ahmet’e...
Diyor – Genç adamsın,..Kara’nın bilinmezliği, benzemez Deniz’e ,...bulunsun bir piştovun,tak beline,..
Ahmet için Piştov erişilmez bir sevgili gibi,...hep hayal etmiş ama kavuşacağı bir an bile aklına gelmemiş,.. takıyor heyecanla piştovu....,sarıyorlar birer tütün,..vuruyorlar kağnıyı dağlara doğru........
..............................................
Bir zaman sonra,köpeklerin ulumaları,taşların çığlıkları,insanların haykırışları ve piştovun gürlemesi biribirine karışıyor....Yaşlı kaçakçının ,tecrübesiz yardımcısıyla alacağı yolu bilenler biliyor,...sanki.
Sabah boş kağnının yanında Topal’ın ölüsünü buluyorlar.....Ahmet ?!,.....

Bir zaman sonra, Mutasarrıf haber salıyor etrafa “Ahmet kaçakçı olmuş yakalanması vaciptir”diye, ama,.. Ahmet’i bilen,ya da gören olmuyor,...

Yıllar boyu boş kaçakçı kağnıları bulunmaya,köylülerse keyifle tütün sarmaya devam ediyorlar!...
Rivayet o ki,bazı geceler dağlardan,bazı geceler Deniz’den piştovun gürlemesi işitilir,denizdeki ve karadaki kaçakçılar sığınacak yer ararlarmış,...malları ve canları elden gidecek korkusuyla.

f.k.d
91/kabataş
Posted by Picasa


Posted by Picasa
Yürek çağırdı,yolculuklar başladı...
Castro,Passala,Bargilya,Yalova,Pera,Sinop....,
balıkçıları,bulutları,yelkenlileri,doğan ve batan güneşleri,evleri ve tarihleri ...
farklı coğrafyaların ortak değerleri ,... aynı ruhun farklı titreşimleri ...


Posted by Picasa