11 Aralık 2008 Perşembe

Romantizimden,.. Realizime,..


Kalabalıklar içinde yalnızlık...

Yoğun yalnızlık duyguları mı nostaljiyi çağrıştırır ?,. Bir olay ya da nostaljik bir objeyle mi yalnız olduğunuzun ayırdına varırsınız ?,..
Yanıtı bilsem,... bu sorularla yazıya girişmezdim,.. düşünelim ve yazıya dökelim,.bakalım nerelere yol alacağız.
Yanıbaşımda konuşlanan bir fotoğrafla daha iyi çözümleme yapabilirim diye düşündüm ve bir dostumun fotoğrafını aldım sol yanıma,...Temaya çok uyan bir fotoğraf, onu çözümlerken belki sorumuza da yanıt bulabiliriz.
Ağaçlarla,..başlayalım;
Bu resimde ilk anda,Ada’nın çamları bizi sarıyor... Çam,.. köknar,.. ceviz,.. isim önem taşımıyor aslında,. ağaçlarla ve doğayla sarıldığımızı hissetme duygusu assolan..
Devam edelim..
Çamların kollarından uzanan Marmara denizi,..
Sizi,. Şirket-i Hayriye yıllarına kadar taşıyan Şehir hatları vapuru,..
Uzaklardaki tekbaşınalığı ile,.yalnızlığımıza vurucu darbeler indiren Hayırsız Ada,..
Ve,.. Yıllar boyu Kasım ayı ile beraber aşina olduğumuz,.. gri renkli,.İstanbul semaları,..

Doğayla içiçe geçme,.. doğaya sığınma,..doğaya olan içten sevgi, .. Fotoğraftan bize akan duyguların bir bölümü,..
Çamlar,..Adalar,..Vapurlar,.ise,. Nostaljik duyguları körükleyen ögeler zinciri...

Doğayı ve nostaljiyi içinde barındıran bir fotoğraf , bir obje veya bir olay karşısında duygulanmak ,..
yalnızlığımızın işareti mi ?..
yoksa yaşlandığımızın mı?,..
ya da yıllar içinde kaybolan naif duygularımızı ,doğanın saflığıyla geri getirme çabası mı?,..
Sorular,. Soruları getiriyor,. belli ki,..cevaplarda çoklu ...

Yukardaki satırları 4-5 gün önce duygusal bir anımda yazmaya koyulmuş ve yarıda bırakmıştım,.. silmeye kıyamadım ama konuyu uzatmaya da niyetim yok !!...

Çözümleme yaptığım fotoğrafa, kendime ait 2-3 başka fotoğrafla farklı bir etki katmaya çalıştım ama bu çaba nostaljiyi daha da körüklemekten öteye gitmedi..bu bir imaj meselesiydi!. Dolayısıyla ,. nostaljik çağrışımlara açık bir fotoğraf,..tablo,..obje,.. ya da olay karşısında duygulanmakla,.. Yalnızlık ,..Yaşlılık ,.. ve Kaybolan naifliğin ,. ilintisini kurmaya çalışmak abesle iştigaldi..
Sonuçta ,. Karar verdim, “Abesle iştigal” etmeyi bazı zamanlar ,. iyi beceriyorum!..


Düşen bir yaprak görürsen...........




Yeryüzünde ne olursan ol,.. insan,.. hayvan,.. ağaç,..çiçek,..yaprak,.. koltuk,..masa,.. vb... yerini bırakmayacaksın , boşaltmayacaksın , ..kaptırmayacaksın !!..
Kaptırırsan ne olur ?!!..
Cânım Erguvanımın yapraklarının Lodosa,. Poyraza ve Kasımın soğuk günlerine yenik düşerek, yerlerini kaptırdıklarının resmidir .. (Bkz.sol cenah!!...)
Komşunun sokak sürtüğü !! Sarmanı ,.. birde değişik pozlar verdi üstelik,düşen yapraklara inat..
Tek bir direnişciyi !! fotoğraflayabildim,.. merakla bekliyorum,. bakalım direnişini ne zamana kadar sürdürecek...



Beni,. karşı apartmanın meraklı gözlerinden saklayan ve koruyan,.. isimsiz ve kimsesiz gariban ağacım ise, Karga milletinin oyuncağı oldu.. Bütün yaz tepeledikleri yetmiyormuş gibi şimdide narin dallarında kovalamaca oynuyorlar...




1 Aralık 2008 Pazartesi

Bir günün ardından,........


“Martılarla Karabatakların Haliç Şenlikleri”

Umuda yolculuğa 1 hafta tahammül edebildim,..Ben gerçek yolculuklarla var olabilirim ,. anlamış oldum !!..

Bir hafta önce serumlar ve sondalarla bezeli Bedenimi!!,.. bu sabah ani ve çılgın bir kararla,.. Aynalıkavak kasrına gitmek üzere, soğuk ve yağmurlu sokaklara attım,.. Sarıdan, Kırmızıya uzanan yolculuğa çıktıklarını düşündüğüm Kavak yapraklarını fotoğraflamak düşüyle ...
İsyan etmedi, ”delidir ne yapsa yeridir “ dedi ,.. kabullendi,..
Üstelik her uzvu ayrı ayrı üşüdüğü ve ağrıdığı halde gün sonunda oturdu birde yazmaya koyuldu yaşadıklarını... Beyin ve Yürek eş zamanlı keyiflenince,.. Bedenin şansı yok,. uyacak yaşanacaklara ve yaşananlara !!!.. Ehh,.. allah için uydu da, şu ana kadar maraza çıkarmadı .


Güne dönersek,..
Sabah,...
Kasımpaşa meydanında ,Deniz hastanesi tabelasını görüp, 45 yıl önceye giden anılar zinciriyle başladı !!.. Hastaneye giden yokuşun başında bir an durakladım,.. soğuk bir kış günü yaşadığım Bademcik ameliyatını,..çocukluğumun Taşkızak tersanesini hatırladım,.. “Yokuşu tırmansam ve geçmişe yolculuk mu yapsam” dedim ,. Vazgeçtim,... Bir başka zamana erteledim, bir hafta boyunca geçmişe yaptığım yolculukları anımsayarak !!..
Koyuldum yola Aynalıkavak Kasrına ve Sonbahar renklerine doğru... Amaaaa....... “Restorasyon nedeniyle Kapalıdır” tabelasıyla karşılandım...

“Devam” dedim, hiç tereddüt etmeden,.. Kafaya kondu bugün fotoğraf çekilecek !!!.. Yolumun üstünde Koç müzesi var,.. bir çay içer soluklanır plan yaparım diye düşündüm ve daldım müzenin sahildeki restoranına,..





Kasım ayının soğuk yüzü,.. gri İstanbul semaları,.. bomboş masalar,. “Dışarıda oturup bir çay içebilir miyim?, “ diye soran bir kadın,.. Ve,.. “bu şehri İstanbul’da ne çok manyak var” diye iç geçiren bir garson !!,..
Ama patronunun “beyefendi tavırlarını !” şiar edinmiş adamların, sahtekarca tebessümüyle,”siz üşümesseniz tabiki” efendim yanıtı...














Ve şenlik başladı !!!!!!!!!..
Sahil ,sürekli bağrışıp, çığrışan onlarca hatta yüzlerce Martıyla doluydu,..Üstelik Karabataklarla Haliç’in sularında ip atlamaca oynuyorlardı !!..

30 Kasım 2008 Pazar















Sonbahar renkleri,nostalji,melankoli, yapraklar,kavaklar bir anda yok oldular zihnimden.
Bir zamanlar (Kabataş yıllarımda) dillerini çözmeme ramak kalmış !!, yeryüzünde beni en çok neşelendiren, enerjilerine hayran olduğum, zaman zaman çenelerinden bunalıp ağır kavgalar ettiğim Martı milletinin içinde buldum kendimi ve film koptu...
Neyi nasıl fotoğraflayacağımı şaşırmış bir halde ordan oraya attım kendimi ,..
Yetmedi,.. Yağan yağmura aldırmaksızın Haliç’in küçük kayıklarından birini kiraladım Martı milletine daha yakın olabileyim diye ,..




























Deniz insanlarıda az biraz kaçık oldukları için,..”O” yağmurda, Ayvansaray,Balat,Eyüp kıyılarında Martı kovalayıp fotoğraf çekmemi yadırgamadı kayıkçı Recep,.. Üstelik benim kaçırdığımı düşündüğü bazı enstantaneleri bana işaret edip gösterdi bile...














Yüreğim ,.. Martı milletinin Haliç şenliklerinde, kalsada,... Beynim “Bedene bu kadar eziyet yeter” dedi,.. Ve geçtim Perşembe pazarının arka sokaklarından ekmek arası balık satan balıkçı kahvelerine... Günü Karaköy’de balıklar,oltalar ve balıkçılarla tamamladım,..









Ve gün sonu karar verdim “Ben bir önceki hayatımda!!.. Ya,.. eceliyle ölene kadar oltaya yakalanmamayı başaran mutlu bir Balıktım... Ya da,.. Denizin tüm güzelliklerini ve heyecanlarını,. kayığıyla paylaşmış bir Balıkçı...

f.k.d /kasım 2008

27 Kasım 2008 Perşembe

Kolaj...

Şair,

Yüreğim ıslaktır benim
kuytularda ağlamaktan,
ve hafif uçuktur rengi
kurusun diye kaç kez güneşe asılmaktan,..

dizelerini , belli ki güneşli günlerde yazmış,..
Kasımın soğuk ve kasvetli günlerinde güneş her zaman bulunmuyorki,.. Nasıl kurutacağız yüreği ?..


Posted by Picasa

31 Ekim 2008 Cuma

Genç bir ressamın anımsattıkları ...


Duygusal günlere duygusal yazılarla eşlik edilir ,.. diye bir kural var mıdır ?.. bilmiyorum ama ,... mizah yazmak içimden gelmiyor.


Karakoldaaaaaaaaaaaaaaaa ....... Ayna Var,

Ayna Var...

Kız kolunda damga var,..

damga var ...

Gözlerinden bellidir Cevriyem ,

Sende kara sevda varrrrrrrrr,

moriye de,...... fosforlum ,

Sende kara sevda varrrrr,..

Denizlerin,.. kumuyum ,kumuyum

Balıkların puluyum puluyum ,

Aç koynunu ben geldim Cevriyem

ben de allah kuluuuyum

moriye de fosforlum

Ben de allah kuluyummmm,...


Bazı müzikler vardır,.. şarkı,türkü,klasik,opera,caz,.. vs... Duyduğunuzda veya sözlerini işittiğiniz, okuduğunuz zaman , sizi alır biryerlerden biryerlere götürür,.. moda deyimle -sanal seyahate -çıkarsınız.

"Karakolda Ayna Var" türküsü de -böyle bir kaç türküm daha var -beni önce tavana sonra yere vuran !!, duyduğumda haykırma isteğimi zor bastırdığım,..tüm duygularımı sonuna kadar tetikleyen,..bir garip şarkıdır. Neden böyledir ?..in ,..yanıtı yoktur.

"Suat Derviş'e olan hayranlığım" olabilir,.. Belgesel filmin -Kadınlar Vardır- araştırma safhasındaki yıllarda !!, çokca dinlediğim , çoştuğum,.. kâh ağladığım , kâh kahkahalara boğulduğum "an" lara gönderme olabilir.

Nedenler,.bazen ,. Sonuçlar karşısında tüm önemlerini yitirirler,.. tıpkı bugün olduğu gibi,..

Bugün,.. Kıvırcığımın büyüdüğünün ,.. yıllarca konuşarak, birazda kalemle yapmaya çalıştıklarımı ,.. O'nun bir fırça darbesiyle becerdiğinin ayırdına vardım ,..

Kıskançlık !!,.. Gurur !!,.. Arkada kalan senelere duyulan hasret,.. Yaşanan güne duyulan sevgi !!! ,.. Gelecek yıllara ilişkin hayaller,.. Zor zaptedilen,gözyaşları,.. Herşey ve tüm duyular harekete geçti ,..

Sevginin yoğunluğunu öylesine duyumsarsınız ki ,.. O yoğunluk sizi yorar, ürkütür,.. içinizi dışarı taşımak ister ve sarılırsınız kaleme kağıda ,.. Beyninizi ,.. elinizin !! emrine amade kılarsınız...belki bir faydası olur diye,.. İşte öyle bir gecede kağıda dökülebilenler !!,..

28 Ekim 2008 Salı

Yasak bitti ,...

Söz veriyorum cumartesi günü ziyaretine geleceğim !!!!!!!
Posted by Picasa

25 Ekim 2008 Cumartesi

Doğum günü,..

Gerçeküstücüleri sevdiğim için mi İtalya seyahatimden bu yana "sürrealist" olaylar gündemimden düşmüyor ?,.. Yoksa gerçeküstücüler !! paralel evrenlerden, bana doğum günü hediyesi gönderme kararı mı aldılar!!!. Ya da, Dali;" İstanbul'a kadar geldim hala ziyaretime gelmedin" diye beni taciz etmek için mi yapıyor bunları .!!
Ayy Şekercim herneyse,.. bugünlerde "elim",.kalem tutunca !! pek bir havalanıp cafcaflı cümlelere kayıyor,hakim olamıyorum. Havalı insanların dünyasında,benimkide havalandı herhalde,..
Ee haklıda kerata, Portofino için bile kalem oynattı...Düşünsene,.. Otoparklarına bile birkaç gün öncesinden rezervasyon yapılan,(markaları Beynim kaydetmediği için yazamıyor),yeryüzünün yaşayan en Snop Adam ve Kadınlarıyla birkaç saat geçirdi,.kolay değil toparlanamıyor bir türlü... 55 yıl yaşadığı ülkenin bir yasaklar ülkesi olduğunu bildiği halde,.. kendi bloğuna illegal yollardan girip yazı yazmasını, sürrealizmle açıklamaya çalışıyor.
Kontür yada Sür... Sonuç ;Doğum günümde bloğuma yazmassam olmazdı,illegal de olsa başardım,..
İyi ki doğmuşum, - sabah Asuman aradı,. bugünkü gibi yağmurlu bir günmüş,4 gün sonra hastanenin penceresinden 29 Ekim törenlerini izlemişim Haydar'cığımla beraber,bir iki ay sonrada Boğaz Karadenizden gelen buzlarla kaplanmış,bende bir yaşımı doldurmadan Boğmaca olmuşum - düşünsene dünyaya doğmamış olsaydım ne kadar sıkıcı olurdu,.. muhalefet yapamayacaktım ,illegalite gibi bir kavramla tanışamayacaktım,muhtemelen doğanın renkleri,dostların hediyeleri olmayacaktı,.. öff ne sıkıcı.. oysa devinim ve devrimlerle dolu günler,.. şairler ve şiirlerle dolu sayfalar,.. hareketli ve renkli fotoğraf kareleriyle geçen yıllar kosmosda bir başka evrenle kıyas edilebilir mi?,.. Hayır,.. bir kere hayır,bin kere hayır..

19 Ekim 2008 Pazar

İtalya seyahatinden...



İtalya gezisinde, düşsel seyahatleri daha bir sevdiğimi farkettim ,.. “Hani,fotoğraf tutkusu olmasa,sanki düşlerde yolculuklara çıkacak gibiyim”,.. Ihh ,.ıhh.. fiyakalı ama, düşünülünce çok da inandırıcı bir cümle değil ...
Bu duyguyu ; Roma,Milano,Floransa gibi - büyük, kalabalık, görsel ve yazılı olarak çok aşina olduğumuz- kentleri gezmem yarattı muhtemelen.
Oysa ki , Siena,.. Toscana’daki küçük kasabalar,.. virajlı ama keyifli yollar,.. gezi dönüşü fotoğraf makinamdakileri aktarmayla başlayan ve bir başka yolculuğa kadar sürecek olan yeni fotoğrafların heyecanı,.. gezgin ruhumu hareketlendirdi bile !!.
Süslü cümleleri es geçelim fotoğrafın ve gezginliğin keyfini yaşayalım ..

Fotoğraflarla yolculuğa, beni en fazla etkileyen,..ruhumu titreten,. Floransada kaldığım her gün mutlaka karşısında dikilip hayran hayran seyrettiğim "Sabine kadınlarının kaçırılışı" Boulogne'nin heykeliyle başlıyorum

Milano

Yakışıklı adamlar ve güzel kadınlar şehri Milano'da Duomo'daki fresklerde muhteşemdi,..


Tren kabusu !!!

Milano'dan Roma'ya gitmek için Napoli trenine bilet alınca 10 saatlik bir kabus yaşadık.Korku filmi gibiydi ,.. İtalya seyahatimin değişik zaman ve mekanlarında yaşadığım sürrealist duygu selinin en yoğunlukta olduğu bir zaman dilimiydi , O gece yaşananlar,..

Roma

Aşk çeşmesi ve Sinemanın gücü !!!
Çarpıldım,.. sokağın köşesini dönüp kalabalıkları ve Trevi'yi görünce... Bir tarafta olağanüstü güzellikte heykeller ,.. hangisine bakacağımı şaşırdım.. ama kalabalıkların oluşturduğu atmosfer,.. sanki bir maket,..bir tiyatro sahnesi,.. tanımlayamayacağım gerçeküstü duygulara kapıldım,.. ve Roma'yı,Nazım'ın çok çok sevdiğim dörtlüğünü mırıldanarak gezdim,. neden bu dizelere takıldım !.. bilmiyorum takıldı işte,..



Annelerin ninnilerinden
spikerin okudugu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı
anlamak
sevgilim,
O,
bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak,
gideni ve gelmekte olanı...

İspanyol merdivenleri ve Piazza del Popolo