2 Mayıs 2009 Cumartesi

Ne doğan güne hükmüm geçer,. Ne halden anlayan bulunur,...







Ak telli bulut olsam
Bir rüzgara kapılsam Varsam bizim ellere
Yağmur olup dökülsem ..

Yayılmışız dünyanın dört bir yanına
Kimisi ta Kopenhag'da kimiyse Paris
Bedenimiz orda burda dolanır amma ,..
Çok hemde çok uzak yerde kalbimiz..
Bir allı turna olsam karlı dağları aşsam
Varsam bizim ellere kendi göğümde uçsam

Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım
Püfür püfür bir vapurun yan tarafında
Şu anda istanbulda olmak vardı anasını satıyım

Yeni Cami'de mısır atmak kuşlara
Köprüde balık ekmek yemek
Dolmuşa hadi gidelim demek
Ver elini yeni kapı ver elini bebek tarabya
Şu anda oralarda olmak vardı ya

Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım

Boğazda köhne bir iskelenin yamacında
Tabakta kavun peynir kadehte buz gibi rakı
Dilinde yarı acı yarı tatlı bir şarkı

Şu anda İstanbul'da olmak vardı
Benim derdim dermanım
Bilen yok

Yayılmışız dünyanın dört köşesine
Kiminin adresi Sidney kiminin Hamburg
Yaşamaya dört elle sarılmışız da
Yine de gözlerim dolu yüreğim buruk
Başımı hiç bir zaman eğmedim amma
Yine de yüreğim yara içimde boşluk
Minnacık tohum olsam savrulsam dönümlerce
Kış biter bahar gelir açılsam yüzbinlerce Açılsam milyonlarca

Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım
Püfür püfür bir vapurun yan tarafında
Şu anda İstanbul'da olmak vardı anasını satayım

Yeni cami de mısır atmak kuşlara
Köprüde balık ekmek yemek dolmuşa çek dostum demek
Ver elini Kadıköy ver elini Kalamış Moda
Şu anda oralarda olmak vardı ya
Şimdi İstanbul'da Şu anda İstanbul'da
Ah İstanbul'da

Sabret gönül bir gün olur
Bu hasret biter
Çekilen acılar canım
Gün olur geçer …

Melike Demirağ



Şimdi Haliç'te olmak,. Balat'ta olmak,.
Martılarla gevezelik edip birlikte uçarak,..
Tepebaşından Sütlüce'ye uzanmak,..
Galata'da oltalara dolanmak,..
Kuzgun gözlü motorcu'nun acısını yüreğinde hissetmek,..
Aynalıkavak'ta sessizliğin sesini dinlemek,..
Sobacılar'da ki yaşlı Cerrahi dedesiyle üzengilere dair sohbet etmek,..
Karaköy'de nalburlar sokağında renklerin çümbüşünü beynine yazmak,..
"Katerina" restoranda bira molası vermek,..
Adalara doğru el sallamak,..
Boğaz vapuruna yol verip,..
Kuzguncukta Erguvan molası vermek,..
Büyükdere'de Dalyanları hayal edip,.
Fatih ormanlarına dalmak,..
Kağıthane'nin arka sokaklarından,.
Pangaltı'lı ciğercide soluklanıp,..
Şişli'nin müzik kutularıyla dolu evlerinin, pencerelerindeki kadınlarını izleyerek,.
Saray Arkası sokakta Sevim Burak'la zevzeklik edip,..
Tünel'de Evliya Çelebi'yle yol hazırlığına başlamak ,Vardı,..
ANASINI SATAYIIIMMMM................

f.k.d 2/Mayıs/2009

25 Nisan 2009 Cumartesi

Anneler ve Kızları...







Uzun yolu mutlu sonla tamamladık !!... Arkadaşlığımızın da uzun olması dileğiyle !!!!!!...

f.k.d.
25 nisan 2009

Anneler ve Kızları

Geçen sayıda asla 18 yaşından sonra çocuk sahibi olmayın demiş ve 30 yaşında erkek ,33 yaşında kız çocuğu doğuran bir anne olarak oğluşumla geçen yılları sizlere anlatmıştım. Gelelim sevgili Kızıma,..
Kardeş her zaman çok önemlidir,oğluşumun bir kardeşi olmalı diyerek,33 yaşında mesleki kariyerimin en önemli noktasında ikinci kez hamile kalma cesaretini gösterdim,.. Bu cesareti nerden bulduğum meçhul,.
Neyse bulmuşum işte ve sonuç ; Oğluşumun yuvaya,. kızımın eve gelişiyle,. 3 yıl önceki film geriye sarılmaya başladı.
Aman ,.. oğlanda yaptığın hataları yapma,. Bırak gönlü ne istiyorsa onu yesin “aspire” korkusunu üzerinden at, ver eline ekmek kabuğunu istediği kadar kemirsin,. gibi yemek alışkanlığı değişiklikleri,..
Zorunlu olarak hijyen koşullarını gevşetme,.
Aman oğlan,. kardeşini kıskanmasın kendini ikinci planda hissetmesin gibi psikolojik ve pedagojik bilimlerle yakın uğraşlar,..
Bakıcı teyzemiz sevgi dolu,. Olmazsa olmaz kural “Sevgi”,.. Varsın buzdolabını boşaltsın !!,yemeye içmeye meraklı olsun,..Sen enerji dolu herşeye yeten bir kadınsın !!. işten gelir,çocuklarla oynaşır yeme,içme uyku fasıllarını halleder gecede mutfağa girer dolabı doldurursun,.. benzeri uğraş ve kendi kendine terapi yöntemleriyle geçen 3 yıl sonunda ,. Tombiş,.Kıvırcık,.Tatlı Cadı piyasaya çıktı…

Ben ellerimde biri 3,.biri 6 yaşında iki çocuk,. mesleki kariyerim,. Ve karıcığım her an arkandayım deyip – elektrik,su,gaz faturalarında bile, bunlar bürokratik işler ben ne anlarım diyerek toz olan – arkada olmayı Salata yapmak zanneden!!.anlayışlı kocamla geldim 36 yaşıma,.. Tatlı cadım 3 yaşında..
Ninja,match-box kültürüme , Barbie,Cindy isimlerini katarak dünyaya açılırken ödediğim mini servetlerle bütçe açıklarını kapatmanın yeni yollarını keşfediyor..
Tombiş Tatlı Cadıma yeterince zaman ayıramadığımı düşünerek çektiğim vicdan azapları,.. eve gelip giden ve saymayı kısa sürede terkettiğim bakıcı abla vb. problemlerle kendimi Lodos balığı gibi hissetsemde,. “Güçlüyüm,yıkılmadım,ayaktayım” diyorum,..

Ve Tatlı Cadım yuvaya başladı.. Abisinin tam tersi,.. sosyal ve aktivite meraklısı bir hanım !!,.. Yüzme,. Resim atölyeleri vb etkinliklere geçen hafta sonu turlarında ,. Ben,.. İstanbul’un değişik mekanlarının kafelerini keşfederken.. Hafta içi küçük hanıma yuva beğendirme seansları ise ayrı bir öykü konusu…
Ben yarın bu yuvaya bir daha gitmeyeceğim diye karşıma dikildiği yaş 4 !! -yazıyla dört-.
Tüm bu koşuşturmaya birde kolej sınavı stresi eklenmesin,lisesi olan bir okula gitsin,varsın paralı olsun deyip, abisinin başladığı okulun kurasında çıktığı için sevinç nidaları atarak Tatlı Cadımı ilkokula yazdırıyorum…

Oğluşumla ulama,ulaç,büyük ünlü gibi konuları ve havuz problemlerini sular seller gibi ezberlediğim için Kızımla ilkokul yılları dersler açısından kolay geçiyor..
Resim,..Müzik,..Yüzme antremanları,..Arkadaş toplantıları gibi aktivitelere yetişme konusunda oldukça deneyim kazandığım ve organizasyon yeteneğimi üst seviyelere taşıdığım yılların sonunda,.. Zeynep’le Eda Ozan’dan hoşlanıyorlar,. Ama ben servisteki Mehmet’i çok beğeniyorum anne,. Ne yapsam da benimle ilgilenmesini sağlasam ?!!. Burcu regli oldu ben ne zaman olurum ?!! gibi kadınlar arası dayanışma gerektiren soruların yanıtlarının altından da alnımın akıyla çıkıyorum,.

Ve Kızım geldi 11’e Ben oldum 44 !!
44 yaşında bir anda kendimi Kolej kapılarında liste takip ederken buluyorum !!
Neden derseniz ?
Tatlı Cadım Fransızca okumaya ve kolej sınavlarına hazırlanmaya karar veriyor.. Bu kararının altında,. Abisiyle aynı okulda okumama,. Sınavlara hazırlananlara duyulan kıskançlık ve hırs var mıydı ?.. yok muydu ?.. bilemiyorum..
Ama .. her ne hal ise,.. Ben her daim eleştirdiğim kolej kapısındaki anneler statüsünde yoğun bir uğraş vererek Beyoğlu’nun arka sokaklarında 3,5 m2 bahçeli , karanlık yüzlü bir okula kızımı kaydettirme başarısını gösteriyorum !!..
Tatlı Cadımın Kapalı,açık yüzme havuzları,spor salonları ve yeşil alanlarıyla çağdaş olanaklara sahip olan okuduğu okuldan sonra,. Ne menem bir yerde okuyacağını ve ona gore bir karar vermesini söyleyerek götürdüğüm yeni okulunda ki okuma kararlılığını görünce,.. biz Kadınların hangi yaşta olursak olalım az biraz kaçık olduğumuza ve hep zoru seçtiğimize olan inancım bir kez daha pekişiyor..
Hemen itiraz etmeyin cümleye bir düşünün .. Adam 3 kadından ayrılmıştır,.problemlidir,biz bayılırız problem çözeceğiz diye dördüncü olmaya,.. Daha flört ederken bellidir ne olduğu ,.bayılırız değiştireceğiz diye yılları öğütmeye,.. İster küçük taş,ister kaya,. Bayılırız her taşın altına elimizi sokmaya,.. Eeee. Bunlar kaçıklık değilde nedir allah aşkınıza…

Neyse konumuza dönelim,.. Fransızcaya Fransız!! ev sakinleri ve tabii Ben.. Ve geçen onca yıllara rağmen Türkçe öğrenme zahmetine katlanmamış Sörlerle geçen ve geçmekte olan son yıllara..

Bir tarafta Arabeskçi,Futbolcu ve Milliyetçi oğlum !! Diğer tarafta hayalperest, MTV kliplerinin tv haberlerinden daha önemli olduğunu düşünen kızım..
Oğlum derslerle ne kadar ilgisizse , tam tersine Kızım o kadar ilgili ,. Birine çalış, diğerine yeter biraz ara ver diye geçen günler ve yıllar..
Tek ortak noktaları kullandıkları Jöle markası !!
Maço oğlum 17,.. Feminist Kızım 14,.. Ben 47…
Sofra hazırlanacak kavga,.. Sen üç tabak taşıdın,.. ben tuzlukları götürdüm !!..
Ortalık toplanacak ; gazeteleri yerlere sen saçtın,. Hayır ben yalnızca dergi okudum !!..
Anne ;,. Telefon konuşmasını hemen bitirmezse şimdi çakacağım haaa !!!
Anne ; bunun aptal kızlarının telefonu yüzüme kapatmalarından bıktım..!!
Odandaki o aptal resimlerin odanın dışına taştığını görmeyeyim,çakarım haa !!
O salak kasetlerini yalnızca kendi müzik setinde dinleyebilirsin,. Salonda asla,. Kırarım haaa !!..
Anne ; tuvaletin kapısındaki Fransızca yazılarla bu kız ne demek istiyor,.. küfür mü ediyor ?..
Anne ; gramer sınavım var unutmayayım diye notlar yazdım, ne var bunda onu ne ilgilendirir !!. (Birde tuvaletleri ortak,. jölenin yanısıra !!)
Bak anne,.. bu kızı sen şımartıyorsun,. Bu kıyafetle asla benim kuzenlerimin ( sanki o kuzenler kızın kuzeni değil ) yanına çıkamaz !!
Anne,.. benim giydiklerime yalnızca sen ve babam karışabilirsiniz, onun bu konuda en küçük bir söz hakkı olamaz.. tamam mı !!
Vb. Vb. Vb…. Gibi düzeyli, seviyeli konuşma ve davranışların yaşandığı ev ortamındaki kaosun yanında takdir edersiniz ki TBMM halt etmiş..
Ve,.. aman kızımın Feminist düşüncelerine halel gelmesin,.. Oğlum maço ama bulunduğu yaş tehlikeli, fazla üstüne gitmeyeyim diyerek geçen günler…

Tatlı Cadımla paylaştıklarımızı çoğaltmak için verdiğim uğraşlarda ne kadar başarılıyım ya da başarısızım zaman gösterecek.. Günlük sorunları paylaşıyoruz ama derinlerdeki !!. Birşeyler söylemek için henüz erken..Zira kızım da birçok kadın gibi kendi işini ve problemlerini kendi çözme peşinde..

14 e 47 de ki ciddi fark anneler ve kızlarında da kolay kolay giderilemiyor..

Siz o yaşlarda yazlık sinemalarda yaşadığınız platonik bakışmalardan söz ettiğinizde,…
Ancak üniversitedeyken , o da basketbol maçına gitmek için,. akşam dışarı çıkma izni aldığınızı ,..
Prezervatifin ne olduğunu,. 18 yaşında kazık kadar kızken tesadüfen görüp anneannesine sorunca öğrendiğinizi,. Anlattığınızda…
Aylık kanamalar için özel bez hazırlandığını Orkidle ilk defa 20 li yaşların sonunda tanıştığınızı,.. Kızlık zarı kavramının o yıllarda hayatın merkezinde olduğunu,.
2 kere flört ettiğinizi,.. zaten ikincisinin de babası olduğunu söylediğinizde ,.
Size UFO görmüş gibi bakıyor !!..

Ve eminim “ bu kadın beni anlar gibi görünüyor ama,. Gerçekte neyi mi ne kadar anlar acaba ?..” diye içinden küçümsüyor..
Ben ise,.verdiğim onca çabaya karşın tepeüstü giden meslek hayatımın sonunda 47 yaşında gelen emeklilik hayatına alışmaya çalışıyor,.. buna rağmen,. kadınların her zaman kendilerini aştıklarına,.. yeniliklerin takipçisi olduklarına ,. Dünyaya ve her yeni gelen güne umutla baktıklarına ,. Her yaşta ve her zaman aşka olan inançlarını kaybetmediklerine ,. onu inandırmaya çabalıyor..
UFO’luk tan arkadaş anneliğe geçmeye uğraşıyorum !!…
Yolum uzun ......

Mayıs /2000 …

21 Nisan 2009 Salı

yolculuk sohbetleri... -1-








yola çıktık,.. ama,.. daha şimdiden yorulduk.. doğru yolda mıyız dersin?.. kestirmeden uçsa mıydık ?...
f.k.d. 06.00/21 nisan salı

12 Nisan 2009 Pazar

Düşlerin yansımaları......


Zaman,
Gelincik tarlalarında
Yuvarlandıkça ..
Sallanan koltukda ,
Fesleğenleri kokladıkça ..

Buğday başaklarının arasında hayallere dalıp,
yanıbaşımızdaki tarlalardan
tüten,
ekmek somonlarının dumanıyla
sönen ,.biramızın köpüğü gibi
yayılırrrrr..
yavaşlarrrrrrrrrr,…

Mekan,
Dr.Jivago,. Paul Simon,. Julie Andrews,. Napolyon ve Ninelerimizle
Genişler….

Geçmiş
yavaşlayan zamanlar,.
genişleyen mekanlarla ,.
Unutulmaz kılınır …

Gelecek beklenmez ,.
Yaşanır ..

f.k.d. 10/04/09 şehir

20 Mart 2009 Cuma

Düşlere eşlik eden fotoğraflar....


Sene 1952,

bir bahar günü iki genç insan,

Gölcük'den yelken açmaya hazırlanıyorlar,

bilinmezliğe doğru....

Sene 2002,

50 yıl sonra..
Biri,.

bilinmezlik yolculuğunu

bilinir kılıyor,

yolculuğuna

bir başka boyutta devam ediyor !!..

Sene 2009
57 yıl sonra
Diğeri ,.

bilinmezlerle mücadelede,

bilinmezlik yolculuğunda devam diyor,..

Nereye kadar ??...







Yazılara fotoğraflar eşlik edince bir başka güzel oluyor diye düşünenlerdenim.. Blog yerleşimini hala beceremediğim için "Düşlere yolculuk " yazısı fotoğraftan mahrum olmasın dedim ve yazıya hayallerimde eşlik eden fotoğraflara en yakın bulduğum eski resimleri scannledim.Yerleştirmesi yazıyı okuyanlara kalmış !!...

Düşlere yolculuk..


Okumak yazmaya engel mi?..
Evvvettttttt…

Yazmak okumaya engel mi?...
Eveeeeettttttttt,..

Çözüm ?,…
Okumamak ve Yazmamak !!!!!!!...

Mümkün mü ?,..
Hayııııııırrrrrrrrr…

Ne yapmalı ?,..
Zamanı yavaşlatmalı ,…

Nasssıııılll ?....
Buğday yetiştirerek !!!!!!!...

İki dönüm tarla aldınız,.Anadolu’da bir yerlerden,.. –Trakya , Marmara , Kuzey Ege , İç Anadolu olabilir,.. Karadeniz olmaz ,.. Buğday yetiştiremezsiniz !!-
Tarlanızın köşesine bir Ev yaptınız ; Ortada,.sizi,. kışın karlı soğuk günlerinde,yazın serin gecelerinde ısıtan kocaman şöminesi olan bir salon, iki oda, tuvalet ve banyodan ibaret basit , sade bir ev ,..
Şöminenin bir tarafında ,..”Kâh,..tahta masasında bir şişe şarabı yudumlayacağınız !,.. Kâh,.canınızın çektiği yemekleri pişireceğiniz,.. Kâh,.buğday yetiştirmenin püf noktaları ,.Şevket-i bostan’ı ne kadar haşlamalı?!!.gibi faydalı bilgilere ulaşacağınız bilgisayarınızın durduğu” Mutfağınız ..
Diğer tarafında,.üstünde her türlü ıvır zıvırınızı !! – fotoğraf makinanızı,..şarj aletlerinizi,.. scannerınızı,.. çeşit çeşit defterlerinizi,.boy,boy kalemlerinizi ve silgilerinizi vb - barındıran kocaman yazı masanız , koltuğunuz ,. her daim kenarında battaniyenizin durduğu canınız çektiğinde öğlen kestirmeleri yaptığınız kanapeniz,.. ve binlerce kitabınıza evsahipliği yapan kütüphaneniz ,. hakiki zeytinyağlardan yapılmış sabunlarınızla,ninenizin hamamlarını anımsatan ,mini hamamınız ve iki adet uyku odası .. Ön tarafta buğdaylarınızın boy atmasını izleyeceğiniz tahta verandanız ve sallanan koltuğunuzla,. tek katlı bir ev …

Eviniz en fazla 100 m2 olsa,. ki çok bile,..geriye kaldı 1900 m2 .. Birbuçuk dönüme buğday ekseniz - yaklaşık 300-350 kg hasat yaparsınız – kalan 400 m2 de gönlünüzün çektiği Sebze – domates,biber,fasulye vs.-,. Meyva –vişne,dut,erik -,. ve Otları yetiştirmenize rahat rahat yeter … Üstelik bir köşeye tavuklarınız için koca bir kümes yapıp, ördeklerinize kıçlarını sallaya sallaya gidecekleri minik bir süs havuzu bile kondurabilirsiniz..
Evinizi yapmak ,.. Buğday tarlanızın toprağını hazırlamak ,.. meyva ağaçlarınızı dikmek,.. sebzelerinizin tohumlarını almak,.. kümesinizin yerini belirleyip,. Verandanızın tahtalarını aramakla geçen aylar boyunca ne yapacaksınız ?..

Okuyacaksınız !!..

Buğday için uygun gübreyi,.. fasulye yetiştirmede izlenmesi gereken yolları,.. domates fidelerinin ne kadar sürede bir sulanacağını,.. Çocukluğunuzun ligorn tavuğunun İtalyan kökenli ve adının “leghorn” olduğunu ,, ispenç mi?.yoksa paçalı mı alsam diye kararsız kaldığınız tavuk cinslerini öğrenecek .. Denizli horozunda ise tereddüt etmeyeceksiniz !!

Yazacaksınız !!..

Şömine ustasının parası –en önemli gider kalemi -!!,.. rabıtaların m3 fiyatları,.. mutfak tezgahının yerleşim planı,.. hamam kurnasını ucuza bulacağınız,. Yalova biberlerinin tohumlarını alacağınız adresler,. Hesap,..kitap,..adres ve onlarca detay arasında yazmaktan , okumaktan , ustalarla harp etmekten yorgun düşeceksiniz..

Zaman ???... Zaman ,. yavaşladı,..farkında bile olamadık ,..-hızla dönen bir topaçın döndüğünü farkedemediğimiz gibi-,.

Oysa günler,. aylar birbirini kovaladı ve bir Ekim sabahı tarlaya Buğday tohumlarını savururken bulduk kendimizi .

Sonrası ??,..
Sonrası zaten,.gerçekten zamanın durduğu zaman dilimlerinin başlangıcı !!..

Buğdayların boy attığı kış günlerini ; Sabahın karanlığı dağılıp,.gün yüzünü göstermeye başladığı saatlerde,.çayımızı demlenmeye bırakıp,lastik çizmeleri ayağımıza çekip toprağın soğukluğunu bedenimizin sıcaklığıyla dengelemeye çalışarak çıktığımız sabah yürüyüşleriyle başlatıp,..
Yazılacak onlarca metnin,..çekilecek fotoğraf karelerinin planlaması ve eskizleriyle süregiden kahvaltı keyfiyle,... şömine ateşini biraz daha canlandırıp masa başındaki uzun yazı saatleriyle devam ettiririz ..
Öğlen saatleri deneysel yemek çalışmalarına aittir –acıkmış mideler ne keyifli yemeklere savurur insanı -!!..
Öğleden sonraları, kış güneşi ve bulutlar yeniden keşfedilir ,.. her gün bir başka Gri,.. Mavi ve Beyaz tonları fotoğraf karelerine yerleşir,..
Battaniyemizin altına kıvrılıp okumaya dalmışken,. tuğla kalınlığındaki kitabımızın ağırlığıyla şöminenin sıcaklığı,.birde bakarız bizi rüyalar alemine taşımış !!…
Akşamüstü kocaman, tombul ama minik ayaklı kadehimizdeki Napolyonla!! Bilgisayarda dünya seyahatine çıkar fondaki Mrs.Robinson’a ya da The sound of silence’a eşlik ederiz..
Gecenin sessizliği yazma güdülerimizi yeniden ayaklandırır şömineden gelen çıtırtılara “Lara’nın aşkı” eşlik eder,. yazar,..yazar,..yazarız,.. gözkapaklarımız isyan edene kadar..

Baharın yüzünü gösterdiği,. yapılacaklar listesine yetişemediğimiz günlerde içimizi tanımlayamadığımız bir sevinç ve çoşku kaplar..
Aşk kapımızı çalar ,.. Heyecandan içimiz titrer,.. hergün bir başka güzelliğe tanık olacağımızın farkındalığıyla ciddi ritm bozuklukları yaşayarak başlarız güne !!..
Bir yanda günün her saatinde,..doğanın renklerini zaptetme telaşı !!,. Diğer yanda toprağı beslemek için vermemiz gereken emek.. bahar kokusunu içimize çekerek verandada yudumladığımız çayımızın keyfini bile uzattırmaz bize..
Okumak akşamüstü saatlerinde biramızı yudumladığımız saatlere kayar,.. yazmayı akşamlara bırakırız gene..

Başaklarımız boy attıkça,. sıcak,. Sarı,. yaz günlerini hissetmeye başlarız,.Folluktan alıp oracıkta kırarak beyazını akıtıp sarısını bir yudumda boğazımızın kıvrımlarından akıttığımız yumurta,. bizi çocukluğumuzun sabahlarına giden düş yolculuklarına çıkarır,.. Toprakla birbirimize karışırız,. güneş her saat bir başka yüzünü gösterir,.samanyolunu izlemekten kendimizi alamadığımız gecelerde,... toprağa sırtımızı verip beynimizde yazmaya devam ederiz !!..

Saman balyalarının Kızıla çalan Sarılarıyla,.. meyva ağaçlarının yapraklarının kızıllığı birbirine karışmaya başladı mı,. Hazan ve Hüzün mevsimi de geldi demektir…
Biraz buruklaşırız,.. Aşklar bitmez !! ama,. Ayrılıklar,.vedalar başlar bir sonraki bahara kadar.
Bir yanımızı ise ayrı kaldığımız sevdalarımıza kavuşma heyecanı ve telaşı sarar,..
Domatesler salça yapılmayı,. biberler kurutulmayı,..Vişnelerin, tarçını, karanfili değiştirilmeyi ,.un çuvalları yerleştirilmeyi,..şöminenin odunları istiflenmeyi ,..kuruyan fesleğenler,kekikler,naneler kavanozlara yerleşmeyi bekler,..
Hüznü,. Akşamın Lacivert saatlerine bırakırız !!..
Gündüzün tatlı yorgunlukları akşam saatlerinde ,. Çay , Battaniye , Kanape üçlüsüyle keyifli kitaplar okunarak giderilir..
Yazmayı erteleriz biraz , ellerimizin nasırları kalem tutmamıza engel olur can yangısının geçmesini bekleriz …
Zaten önümüzde bizi bekleyen uzun kış geceleri vardır,.. Üstelik zamanı yavaşlatmayı başardığımız için; uzun soluklu okumalara ve yazı planlarını hayata geçirmeye bolca vaktimiz,.. fotoğraf karelerimizle oynama,değişik teknikler deneme lüksümüz bile mevcuttur !!!..


kış günleri ; Sabahın karanlığı dağılıp gün yüzünü göstermeye başladığı saatlerde,.çayımızı demlenmeye bırakıp,lastik çizmeleri ayağımıza çekip toprağın soğukluğunu bedenimizin sıcaklığıyla dengelemeye çalışarak çıktığımız sabah yürüyüşleriyle başlar,..
Öğleden sonraları, kış güneşi ve bulutlar yeniden keşfedilir ,.. her gün bir başka Gri-Mavi ve Beyaz tonları fotoğraf karelerine yerleşir,.
Akşamüstü kocaman, tombul ama minik ayaklı kadehimizdeki Napolyonla!! Bilgisayarda dünya seyahatine çıkar
Gecenin sessizliği yazma güdülerimizi yeniden ayaklandırır şömineden gelen çıtırtılara Bach eşlik eder yazar,.yazar,.yazarız,.
Baharın yüzünü gösterdiği,. günlerde içimizi tanımlayamadığımız bir sevinç ve çoşku kaplar.. Aşk kapımızı çalar ,.. Heyecandan içimiz titrer,.. hergün bir başka güzelliğe tanık olacağımızın farkındalığıyla başlarız güne .. Başaklarımız boy attıkça,. sıcak,. Sarı,. yaz günlerini hissetmeye başlarız,.Folluktan alıp bir yudumda boğazımızın kıvrımlarından akıttığımız yumurta,. bizi çocukluğumuzun sabahlarına doğru düş yolculuklarına çıkarır,.. Toprakla birbirimize karışırız.. samanyolunu izlemekten kendimizi alamadığımız gecelerde,... toprağa sırtımızı verip beynimizde yazmaya devam ederiz !!. Hazan ve Hüzün mevsimi Biraz buruklaşırız,.. Aşklar bitmez !! ama,. Ayrılıklar,.vedalar başlar bir sonraki bahara kadar. Domatesler salça yapılmayı,. biberler kurutulmayı,.kuruyan fesleğenler,kekikler,naneler kavanozlara yerleşmeyi bekler,.. Hüznü,. Akşamın Lacivert saatlerine bırakırız !!.. Gündüzün tatlı yorgunlukları akşam saatlerinde keyifli kitaplar okunarak giderilir.. Yazmayı erteleriz biraz , ellerimizin nasırları kalem tutmamıza engel olur can yangısının geçmesini bekleriz … Zaten önümüzde bizi bekleyen uzun kış geceleri vardır,.. Üstelik zamanı yavaşlatmayı başardığımız için; uzun soluklu okumalara ve yazı planlarını hayata geçirmeye bolca vaktimiz mevcut..

kış günleri,Öğleden sonraları, güneş ve bulutlar her gün bir başka fotoğraf karelerine yerleşir,..Akşamüstü kocaman, tombul ama minik ayaklı kadehimiz Bilgisayarda dünya seyahatine çıkar şömineden gelen çıtırtılara Bach eşlik eder yazar,.yazar,.yazarız,. Baharın yüzünü gösterdiği,. günlerde Aşk kapımızı çalar ,.. Başaklarımız boy attıkça,. sıcak,. Sarı,. yaz günlerini hissetmeye başlar çocukluğumuzun sabahlarına doğru düş yolculuklarına çıkarır,..samanyolunu izlemekten kendimizi alamadığımız gecelerde ,...beynimizde yazmaya devam ederiz !!. Hazan ve Hüzün mevsimi Aşklar bitmez !! ama,. Ayrılıklar,.vedalar başlar bir sonraki bahara kadar. Domatesler salça yapılmayı,. biberler kurutulmayı,..şöminenin odunları istiflenmeyi ,.bekler,.. Hüznü,. Akşamın Lacivert saatlerine bırakırız !!.. Gündüzün tatlı yorgunlukları akşam saatlerinde giderilir ,. ellerimizin nasırları kalem tutmamıza engel olur geçmesini bekleriz …önümüzde bizi bekleyen uzun kış geceleri vardır,.. zamanı yavaşlatmayı başardığımız için; uzun soluklu okumalara ve yazı planlarını hayata geçirmeye bolca vaktimiz var.


Zaman yavaşlamadı mı ?..
Yavaşladı,..
Yavaşlamanın da ötesinde,..
Durdu…

Akıl,. firar edince !!,.
Hayaller ,.. aralarında Gelinciklerin oynaştığı geniş Buğday tarlalarına daldı !!..

Düş yolculukları zamanı yavaşlatmakla kalmadı,.bir yazı boyunca olsa da,.sanki zamanı geriye sardı……


Yeni yolculuklarda buluşmak üzere…

f.k.d Mart/2009 şehir

8 Mart 2009 Pazar

Sanal Yolculuğumun 1.Yıldönümü Şerefine !!..

Yıldönümü konuşmaları ve yazılarının -Ağır Abi- kelimesi nedir?.. Hiç düşündünüz mü ? .... Ooooo.. ben üzerine sayfalar döktürebilirim,takıntılıyım bu kelimeye
“–İdrak.. İdrak..-“
Kuruluşumuzun bilmem kaçıncı yıldönümünü “idrak” ettiğimiz bu gün !!….diye başlar ya yıldönümü konuşmaları,.. bende hep ,. “İdrak” kelimesine takılır kalırım.. O kadar mı şuursuzdun be adam /kadın ,..bilmem kaçıncı yılda mı ? farkına vardın, vesaire diyerek söylenir dururum kendimce ..
Şuursuzluğun açık itirafı gibi gelir böylesi başlangıçlar,.. Ve bu kadar şuursuz olduğunun ayırdında olmayan şuursuzların kürsülerdeki bu höykürmelerine hasta olurum…

“Osmanlıca’yı kullan” çok severim.. “Farsca“ zariftir, Türkçe’ye yakışır,. “Argo” yerinde ve zamanında çok güzel düşer !!.. bu dillerin arasına .
Amaaa.. Caaanımm Effendim,.. Kelimeleri , şuursuzca kullanma..
Bir “Yıldönümü” kelimesi bizi – “Biz” ne demek oluyor ?..“Ben” tabiki.. ama Farsca nezaket yapacağız ya !!. neyssse - nerelere taşıdı.

Oysaki Dünya Kadınlar Gününü İDRAK !! ettiğimiz bu gün, Feyza’nın sanal yolculuklarına başlamasının da yıldönümüydü,.. Bir adet “kendi kendini “kutlama yazısı yazılacaktı.. Lakin yazı “yazı gevezeliği” üstünde olan bir zaman dilimine denk gelince Ana Fikre !! girilemedi,görünen o ki girileceği de yok..
Bu,. yandan ve arkadan dolanmalarda etkili olan mevzuuu…
1- Konunun ağırlığı – eski yazıları okudum.. Farklı seyahatlere çıktım !!..
2- Uzun zamandır yazmıyorum ( en son 15 Şubat’ta yazmışım yaklaşık 25 gün eder ). Yazma açlığı var.. Kaleme/klavyeye hakim olunamıyor başına buyruk takılıyor..
Evde günlerce kapalı kalmış “yeni yürümeyi öğrenen bebeler” gibi .. sokağa çıkınca elinizden kurtulur başlarlar ya koşmaya.. Hahh.. benimkide ,o misal ,..
Elde klavye değil ,kalem olsa,.. Oooo ..nerelere uçmuştu.. Allahtan klavyede hızlı yazamıyorum,.. deftere yazdıklarımıda bilgisayara aktaramıyorum ..Uçuşlar alçaktan ve Güvenli !!.. oluyor..
3- Bu aralar gündemi takip eden duyarlı bir hanım olaraktan !!… Çoook ekonomik takılıyorum !!.. Yaniiii.. ekonomi okumaları yapıyorum.. – Bir ekonomik Tetikçinin itirafları 3.cilt,.. Bir Liberalin Vicdanı (2008 Nobel Ekonomi ödülü) – bu kitaplar bitti,bitiyor....( Kitap eleştirilerine yazılacak yeni kitaplar eklendi.) Ekonomi bilimi ve okumaları ise başka disiplinlere benzemiyor ,. üzerine,. Ülkenin değil Dünyanın ağırlığı çöküyor..Hafifleyip uçmaya kalkamıyorsun ,..
Romantizmi içinde hissetsen de,. yazıya ve dile dökemiyorsun bir tutulma hali yaşıyor..Ve yazı gevezeliğine sığınıyorsun...
8 Martları ve yaşamındaki kadınları anlatacak , bir yıllık sanal yolculuğunun felsefesini yapacak ve oradan da bu haftanın bir sohbet ortamında, aklına yazılan ve çok hoşuna giden , hemencecik hatırladığın bir kaç öyküyle “Çocukluğunun Devlerine “!! uzanacakken..
2009 8 Martını “İdrak” kelimesine ve argo yazıma teslim ediyorsun..

En doğrusu “Yaşamımın Teslimiyetler Manzumesini” yazmak olacak sanırım...

f.k.d. şehir/mart 2009

15 Şubat 2009 Pazar

Bodrum... Bodrum...











Kendime yeni bir oyuncak aldım ,.. St.Valentine daha doğrusu Tanrıça Juna ve Lupercalia bayramı için...
Roma’da her yıl ,.. Roma’nın kadınlık tanrıçası Juno adına 14 Şubat günü tatil ilan edilir ve ertesi gün Roma’lı gençlerin sevgililerine kavuşacağı Lupercalia bayramı başlarmış,..
Amaaa ...Vatikan oligarkları -Putperest bayramı da ne oluyor- diyerekten !!! olaya el koyup ,. Papaz Valentin’i Aziz ilan etmişler ... Amerikalı tüccarlar konuyu atlamayıp derinleştirmişler..Müslüman dünyasının Deistleri de!!!.. 90’ların globalleşen dünyasında konuyu farkedip yaygınlaştırmışlar,..
Sonuç; 14 Şubat,..Bu günün,. paganlara özgü olduğunu bilmeyenlerin kutladığı bir tuhaf gün olarak yeryüzündeki onlarca ritüel gibi yerini almış,.. Benim gibiler de eskiyle bütünleşmenin tadını çıkaracakları bir güne daha kavuşmanın keyfini yaşamaya başlamışlar..
Yeni oyuncağım bir Scanner,.günün mana ve anlamına uygun olarak!!!
Eski resimleri ve belgeleri tarayacak,.. karşıma getirecek,..anıları canlandıracak..

”Bir gün belki hayattan geçmişteki günlerden bir teselli ararsan,..bak,.. O zaman Resmime” der ya Cem,. Benim de içinden geçtiğim günler,. sanırım Resimlerdeki Gözyaşlarıyla uyumlu..
Koyu,. Kopkoyu bir yalnızlık Hissi ve İsteği,..bu hissimi destekleyici yığınla fiziki faktör..Herşeyi ve herkezi reddetme,. Tüm Aktörleri ve Aktristleri silme harekatındayım ... Bu çok pahalıya mal olabilir bunun da bilincindeyim ,. Dolayısıyla,öbür yanım da ağır bir mücadele veriyor,..Silme,.Geri dön,.. geri dön, diye,...
Geri dönebilmemin şartları ise çok ağır.. Hayata katlanabilmemin araçlarını hayatımdan çıkarmam gerekiyor !!!..

Amannnnnnnn.... Nedir bu Melankoli..

Yaşa,..
ânı,..
günü,..
gelecek günleri,..
ayları
ve
Becerebilirsen Yılları !!..

“Güzel anıları saklamanın en iyi yolu onları tazelemektir “diye buyurmuş ,.. F.Bacon
Bence Halt etmiş,.
“Güzel anılar “onları senede bir !!!!!!!,.. birkaç senede bir,..ya da daha uzun aralıklarla,..anıp,.. ortaya serip,. göğüsleyebildiğimiz zaman,. Anı değeri kazanır,..
Eski fotoğrafları karıştırıp kendine teselli aramak da,-eğer göğüsleyebiliyorsak- çok insani bir duygudur,.. üstelik yoğun karamsarlık duygularını daha da arttırıp,dibe vurdurur,.. Dipten yüzeye çıkmak kolaydır !!!!...
Yeter ki isteyelim ve bilincimizi kaybetmeyelim !!...
Bu duygulardan hareketle Tanrıça Juda’nın tatil gününü ve bugünü yeni oyuncağımla oynayarak geçirdim !!..

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır,
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım !!
Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından,
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü,
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?.....

Demiş ya ..
A.İlhan…

Bilinç kaybı Yok.. Aydınlık fikirler ,hüzün ve melankoli salkım salkım,.. Sümbüller yağmurun şiddetine dayanamamış boyunlarını eğmiş “Ölmeye yatmışlar”,. Dudaklarımda bir Şanson !!…
Ben ne yapıyorum ?..
İhtişamından delirdiğim “Yalnızlığımla”, tüm eski resimleri ortaya döküyorum …

İşteeeeeee,.... Benim elden düşme, lise yıllarımdan kalma fotoğraf makinamla ,.. 70’lerin ve 80’lerin Bodrum’u,..
Fotoğrafların altına,..yanına,..üstüne ,.yazılacak yüzlerce kelime var,..
Biliyorum,..
ama
“Anlatamıyorum”!!.. anlatacağım sayfaları yavaş,yavaş hazırlıyorum .. araştırıyorum,..yeniden yaşayıp düşünüyor,hissediyor ,.. unuttuklarımı hatırlayıp,.yazmaya çalışıyorum,..
“Silme duygumu Silen” önemli bir motivasyon aracı ;
Yaşamı yazıya dökmek...

f.k.d. 15 /Şubat/2009 şehir.
















12 Şubat 2009 Perşembe

Cem Karaca Ve Bir Müzik Akşamı

Obsesyon garip bir özellik,.. Öyle ya Cem Karaca müziği terketti ya da daha doğru deyimle terkettirildi,.. benimde müzikle olan alakam bitti..
Bitti mi ???????.....
Oysa şu anda evde kimse yok,.. yalnızlığın keyfini yaşıyor ve dibine kadar açılmış bir sesle “Kara Yılan” dinliyorum ...
Bu Nedir ???...
Ben ki şu anda dinlediğim sesin onda birine tahammül edemiyorumdum ... Nedir bu Kara Yılan’ın ve Cem Karaca’nın arkasında yatan yüksek volum tahammülü ?????????.. İçtenlikle çözmek istiyorum yıllardır (senelerdir en yüksek volumde dinlemeye tahammülümün olduğu 3-5 parçadan biri) ama nafile ,.. elle tutulur bir açılım getiremedim...
1970 LERDE ki ÖZGÜRLÜK DÖNEMLERİMDE Ataç sokaktaki evimizde İngiliz Kültürün renkli ampullerle döşeli (o yıllarda çok önemli bir yenilikti Ankara için) arka bahçesine bakan kendime ait Odamın penceresinin önünde bir yandan finallere hazırlanıp,bir yandan Cem’i dinlediğim,öte yandan özgürlük hayalleri kurduğum günlere bir gönderme mi?..
“Beni siz delirtiniz,.. Evet evet siz delirtiniz” – diyor Cem ... Bende delimiyim acaba ?,..
Ahh demedim mi,.. duyamassın demedim mi.. ve “Çıkalım meydan seyrine, Gidelim, Dostun seyrine diye devam ediyor...
Var mı böyle söz ve müzik,.........
Allı pullu Gelin olacak Zeyno’ya - Ne demeli ?... Fakirin biri Mehmet bağırıyor...Zeeeyyynooooooo.............. Kemal Bilbaşar’ın Zeynosuyla Mehmet’ini hatırlayıp bir damla gözyaşı dökmemek elde mi !!!!!!!!!!!!
“Son meclisi Can üstüne Can olsun erenler” le sakinleşelim...Ve çözümlemelere devam etmeye çalışalım,.. bir yanda CD bir yanda Klavye.. Öte yanda davullar Bas gitarlar , elektro gitarlar,.. ve Buz gibi Biralar............
Deniz üstü köpürür , hey Canım Hey.....Benimde şu cihana gelişim Hey Canım Hey. Benim de Bu Cihandan gidişim Memleket sevdasından....
Öyle güzel çalıyor ki (rum ki) seneler sonra,.. dinlemek yazmanın önüne geçiyor..
Geçer Ama birader ,..Deler de geçer..... Yalancı dostukların çatal çatal dilleri,.. kuşkular yüreğimiz,..o özgür günlerimin pembe yeşil sevgisi,...diyor,.. Cem ,...
Ve devam ediyor..
EL Çek Tabip EL çekYarem üstünden..İçerim Yanıyor,.. Çekmeyen ne bilir aşkı sevdayı...
Beyaz Atlı geçti şimdi Buradan.... Beyaz atın süvarisi yorulmuş,.. çıksın gayri dağlar taşlar aradan... Gözleri gözümü görmez olaydı.. Bu gönül O Gönlü Sevmez Olaydı....
diye devam ediyor ve......
Bir OFF Çeksem karşıki dağlar yıkılır ,..
Ve.. Benim Yüreğime Hançer Sokulur .. Yağmur yağdı Ilgıt ılgıt eridim.. Evvel yarin ben idim.. Şimdi Uzaklardan bakan ben oldum...diye sürdüyor..
Unut Beni.. Unut Beni.. Sakla O Mendili,.. Sende kalsın ,..Eğer Akarsa Gözlerindeki Yaşı Silersin... Sakla O Mendili sende Kalsın,.. Çünkü Sen benim Sonbaharımda Sonbaharsın...
Devam edip gidiyor Cem’in unuttuğum,.. unutturulmuş şarkıları ve farkına yeniden varıyorum.. müziğin yanında,.. sözlerinin gücünün farkına ,...
Şu Garip halimden bilen İşveli Nazlım,Gönlüm hep seni arıyor,..
Neredesin Sen?................
Sabahtan uğradım ben bir Fidana ,..
Dedim.. Ak meme nedir.. dedi koynumda,.. Dedim ver Öpeyim dedi YOKKKKKKKKKKKK......
Bir okkacık malın mı Var,..

CANIM BENİM ... Bu adamı gerçekten sevmiştim ve hala seviyorum,.. Bir başıma Cenazesine gidişim ve benim gibi bağımsız gelenler gözümün önüne geldi... ne kadar çoktuk,..Medyatik tiplerin dışında benim gibi kendiliğinden gelenlerin oluşturduğu nadir cenazelerden biriydi sanırım..Bir diğeri de Atilla İlhan’ınkiydi ,.. Aslıyla gitmiştik...

BENİM DOĞDUĞUM KÖYLERDE CEVİZ AĞAÇLARI YOKTU BEN BU YÜZDEN SERİNLİĞE HASRETİM.... OKŞA BİRAZ... diye devam edip,Kara yılan’ın 45 liğinin ve benim ikinci “Cem” Hit Parçama sıra geliyor..

ODAM KİREÇ TUTMUYOR SEVDA BAŞTAN GİTMİYOR... YANDIM AŞKIN ELİNDEN GEL BANA İLAÇ EYLE ,,OYYY LÜMÜNE LÜMÜNE.. CAN LÜMÜNE.. LÜMÜNE............

Ve Hit’lere Devam..
BİR GÜN BELKİ HAYATTAN GEÇMİŞTEKİ GÜNLERDEN BİR TESELLİ ARARSIN.. BAK O ZAMAN RESMİME ,.. BENDEN SANA SON KALAN BİR KÜÇÜK RESİM ŞİMDİ..
SEN YALNIZ DEĞİLSİN,.. BİLİYORUM ,NERDESİN.. BU ÜZERDİ BENİ ,.. YAŞASAYDIM VE GÖRSEYDİM...

Elim Kolum kelepçeli VAY BABO...
Cem’in hızına ayak uydurmaya çalışıyorum ama nafile.. yalnızca dinliyorum.. ama kararlıyım bu yazıyı yayına sokacağım geleceğe kalmalı !!!!!!!
Uzayın bir yerlerinde nasıl radyo dalgaları var olabiliyorsa başka sinyallerde kalır belki, kim bilebilir????????????
Ve Birileri “HEM OKUDUM HEM DE YAZDIM ,..MEHMED!İMİ BİR TOP BEZE SARAN DÜNYA DEĞİLMİSİN” “Diye bağırabilir..
“Bugün Sen Çok Gençsin Yavrum,.. Hayat Ümit Neşe Dolu,.. Mutlu Günler Vadediyor Sana,.. Yıllar Ömür Boyu,..” Diye YALAN söylemlerde bulunabilir...
AY,. DOSTTTTTTTTTTTT .............. CAaaNIMM,..... HEYYYY...
KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ ,..EYY,,, AĞAR AĞAR GİDEN ELLER BİZİMDİR..
HAKKIMIZDA DEVLET ETMİŞ FERMANI,... FERMAN PADİŞAHIN KARDEŞ ,.. DAĞLAR BİZİMDİR.,............
DADALOĞLUM,......... BİR GÜN KAVGA KURULUR..
NİCE KOÇ YİĞİTLER YERE SERİLİR ÖLEN ÖLÜR KALAN SAĞLAR BİZİMDİR.
SAĞLAR BİZİMDİR..
.......Diye davullar sonuna kadar Vurabilir..
Müziği iliklerine kadar hissetmek bu olsa gerek yıllardır unutmuşum, -yalnızlığın faydaları – Gençliğimde özgürlük özgürlük dediğim şey buydu demek ki !!!!...

Ehh ,.. 56 yaşta da olsa ayırdına varmak fena değil.. Nede olsa gerzekliğin yaşı yok!!...

CAN PARAMPARÇA ..CAN SUSKUN,..........
Diyelim,.. Ve ,.. Nadir.. Çok,.. NADİR OLABİLECEK BİR Müzik gecesini noktalayalım ..
Müziği,.. anlayanlara bırakalım köşemize çekilelim !!!!!!!!!!
f.k.d. 12/şubat 2009

10 Şubat 2009 Salı

Zamanın sanallığı mı?..Gerçeğin yanılsaması mı?.. (Anneler ve oğulları)











Yazdığınız sonrada unuttuğunuz bir yazıyla internette karşılaşmak bir yanıyla hoş,. diğer yanıyla buruk bir tad,. veriyor insana,.. Yeni bilgisayar öğrenen teyzeme Google’da araştırma yapmasını öğretirken (67 yaşında bilgisayar alıp kursa yazıldı,..bana bir uğraş daha çıktı!!) yıllar önce Pazartesi dergisine yazdığım yazıyla karşılaşıp okuyunca tuhaf bir duygu karmaşasının içinde buldum kendimi…

“Mazi kalbimde yaradır” mı ?.. “Ne değişti,.Ne fark var aramızda” mı ?..

Önce kestirme bir yargıya vardım,.. Sonra,yargımın doğruluğu konusunda kuşkularım oluştu... -Düşünmeye ihtiyacım var- dedim,. konuyu, yeni deneylere açtım,.. Nadasa bıraktım…
Yeni deneylerden kastım ,Çıt çıtla yaptığım son Haliç gezisi,.. 47 yıllık yaş farkını !!,. üç yıl önce bir Güllük akşamında da !! kapatmıştık,.. geçtiğimiz hafta sonu Haliç’te de, sonrasında Cadde'de Burgercideki yemek muhabbetimizde de… Beraberliğimizde üçüncü bir şahıs yoksa fark kapanıyor,..
Acaba,.. Annelik telaşı yerini “Olgunluğun Dinginliğine” bıraktığı için mi ?.. böyle düşünüyorum,.. Kendi kendimize “Sanal farklar, sanal Zaman'lar mı “yaratıyoruz ?!!

Konu üzerine uçuşan düşüncelerimin temelinde şunlar yatıyor :

“Bizim Müziklerimizin üzerine,. yenisi ve daha iyisi yapılamadı ,..
Bizim ,. Romanlarımız da yazılamadı..
Şiirlerimiz de !!...
Hala eski Filmleri seyredip keyif alan onbinler var,..
Veeee,..
Dünya,.. eskiye öykünen gençlerle dolu..”

Yanılıyor muyum ???....

f.k.d Şehir/10 Şubat 2009






Anneler ve Oğulları

Sakın olaki 18 yaşından sonra çocuk doğurmaya kalkmayın...
Çocuklu ve az problemli bir hayatın sırrı çocuğunuzla yaş farkınızın 17-18 seneyi geçmemesinde yatıyor dersem ,.. suratıma –yazdıklarıma- garip garip bakmayın .Tecrübe konuşuyor !!... Oğluyla 30 kızıyla 33 yıllık yaş farkını göğüslemeye uğraşan bir anne var karşınızda.
Nedir bu tecrübe ? sorusunu kısaca özetlemeye çalışayım;
Oğlunuzla geçen ilk yıllar,evlilik gibi cicim yıllarıdır ,.. Agucukları ,.. kakası ,..çişi ,.. bezi ,.. sütününüz geldi gelmedi ,., sebze maması ,.. muhallebisi ,.. vitaminleri ,.. aşıları ,.. kaç gr. aldı ,. kaç cm. uzadı gibi konular gündemin ilk sıralarındayken,.. bir bakmışsınız sizin canavar –oğluşunuz 2 yaşına siz 32 yaşınıza gelmişsiniz.
De-de,ba-ba,ütçü,gak,gıy,hanhan,akkabı ve benzeri kelimelerden oluşan dilini kavramak ve başkalarına tercüme etmek,.. Match-box larının çeşitliliğini artırarak,silah alımına yönelik harici faktörleri (anneanne,babaanne,hala,teyze vs) bertaraf etmeye çalışmak,.. dişlerinin sayısını , aşılarının takvimini takip etmek,.. yuvada yaptığı çöpten adam resimlerine , sanki Van Gogh tablosu yapmışcasına tezahüratlarda bulunarak, kendine güven,sevgi vb. konularda psikolojik ! ve sosyolojik! kavramları oturtmakla geçen yılların sonunda ,.. siz oldunuz 37 oğluşunuz oldu 7 !..
Bu arada muhtemelen çalışıyorsunuz,yaşınızda kariyerinizin en tepe ve yoğun noktasında olmaya müsait ama,.. oğluşunuz ilerde yalnızlık çekmesin dediniz ,.. kardeş için ideal yaş farkı 3 yıldır diye düşündünüz ,hamile kaldınız ve bir kızınız oldu. (“kızlar ve anneleri” Pekkkk.. yakında burada).
Biri yuvada biri beşikte iki çocuğunuzu doğal olarak bakıcı teyzeler,anneanne,babaanne gibi dış yardımlarla büyütmeye uğraşıyorsunuz,..Aaaa birde unutmadan “karıcığım çocuk yetiştirmek çok önemli bir olaydır,her konuda olduğu gibi bu konuda da sana güvenim tam, çocuklarımız konusunda alacağın her kararda,vereceğin her eğitimde sonuna kadar arkandayım”!! diyen çok ,çok anlayışlı ,.. bir kocanız var. Siz sürekli gol atmaya uğraşan sahayı boydan boya kateden forvet , O da tacla faulle kenarlarda,ortalarda vakit geçiren bir orta saha mübarek. (neyse bu ayrı bir yazı konusu,fazla deşmeyin )
Evveett geldik mi ilkokula,. Kuzum siz ne zaman ilkokula gitmiştiniz ?. Ben tamı tamına 40 yıl önce .Sizin zamanınızda ilkokullarda eylem,ulaç,ulama,vurgu,bağfiiller vb. konular,.. 2x +2y ,saatte 180 km yapan arabayla yola çıktınız gibi, kolay !! matematiksel kavramlar mı vardı ?, yoksa yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı gibi “Yerli Mallar” haftası benzeri etkinlikler mi ?, Servis Şöförleriyle 5’ -10’ hesabını ve kavgasını yapmak mı ?.. Yoksa zil çaldığında evinize koşturup yemek yiyip tekrar okulunuza dönmek mi ?.. Başladınız mı yeni Dünya düzenine ayak uydurmaya,.. başlayın başlayın bu daha bir şey değil. Anadolu lisesi,kolej sınavlarını başarıyla tamamladınız 5 yılı bitirdiniz (şimdi oldu 8 yıl ) ortaokullu oldunuz ,.. oğluşunuz 12,siz 42.
Bir lisan bir insan ve benzeri özdeyişler günümüzün yükselen değerleri eh çok şükür sizde yeni düzene ayak uydurdunuz zaten, geldi ortaya hazırlık sınıfı ve İngilizce, 2 lisan 2 insan, eklendi mi yanına Almanca.
Spor çocukları uyuşturucu ve benzeri kötülüklerden korur hafta sonu aktiviteleri şart.
Bu arada kalelerinizin de birer birer düşmeye başladığının ayırdına vardınız,.. sevgili oğluşunuz,.. bir hafta sonu koca bir kaleşnikofla karşınıza çıkıverince.,10 senelik mücadeleniz “bütün arkadaşlarımın silahı var anne , ben harçlıklarımı biriktirdim aldım” gibi bir söylemle noktalandı !!. Oysaki Ninja kaplumbağlarının , garip kulaklı uzay adamlarının isimlerini ve aksesuarlarını bellemiştiniz,.. doğum günü,.yılbaşı,.ara karne,.ana karne vb zamanlar için.
Evet artık liseli olduk15 e 45.
Siz olgun ve kendini sürekli yenileyen bir annesiniz !! şüphesiz sınıf geçme sisteminin yeniliklerini OSS,ÖYS gibi milli eğitim sistemimizin temel taşlarını ,.. sular seller gibi ezberlediniz,.. Her sene bir şeyler değişiyormuş olsun,.. siz yenilikçisiniz ya. Not yükseltme,seçmeli dersler, Edebiyattan kesin geçilecek (hayatta a,b,c,d şıkları dışında bir şey görmemiş oğluşunuz bunu nasıl becerecekse ?,..) gibi konular size vız gelir !! .
Sizin zamanınızda 15 li yaşlarda, yazlık sinemadaki sarı saçlı oğlan çocuğu,vapurdaki beyaz kazaklı çocuk gibi platonik boyutlu,subjelere göre belirlenen aşk olsa da,.. Olsun, siz olgun ve yenilikçi bir annesiniz !! kız arkadaşlarla bitip tükenmeyen telefon muhabbetleri,garip isimli publar ve cafelerde harcanan küçük çaplı servetleri anlayışla karşılarsınız.
Kız erkek ilişkileri,.kız erkek eşitliği,.kadın hakları,. o yıllara kadar hep içten içe vermeye çalıştığınız kavramlar. Eh allah için kocanızda bu konularda size çok yardımcı ! işten gelince salata vs.gibi kendi zevkine de olsa bir şeyler yapmak üzere mutfağa giriyor,her konuda size danışıyor,bilgilendiriyor !!, karıcığım oğlan telefon etti akşam Ahmetlere gidelim mi ?.. oğlanın bilgisayarı arızalanmış ne yapacaksın ?,.. oğlanın tarih defteri bitmiş haberin varmı ?? vesaire vesaire.
Sonra bir gün bir bakıyorsunuz yıllarca kadın hakları konusunda eğittiğinizi zannettiğiniz oğluşcuğunuz , bir izin için babasına danıştığında “annenle bir konuşalım oğlum” yanıtını alınca - “öff be baba sende bir kere bile şu yumruğunu masaya vurup ben böyle istiyorum diyemedin” diyerek - babasını eleştiriyor ve baba oğul dayanışmasının temelllerini atıyor.

Sizin zamanınızda ev satın alınabilen paralarla alınan CD ler ve kasetler eve gelmeye başlayınca ise işler tümden değişiyor, kale male kalmıyor... .İbrahim Tatlıses,İbrahim Erkal,Ayna,Suat,Teoman gibi isimlerini ve müziklerini asla ezberlemeye ve duymaya tahammülünüzün olmadığı kişiler kulağınıza, suratınıza birer birer çarpmaya başlıyor.Tv'lere her çıkan , sözde sanatçılar için bu kim ?,.. bu ne ?,.. sorularınıza -aman anne - sende kimseyi tanımıyorsun, uzaydan mı geldin ?, sorularına muhatap olup,kendi kendinize soruyorsunuz ; Ben ki,.. Orhan Gencebay ‘ın bile tek bir şarkısını bilmem, nasıl oluyor da oğluşum bu adamları tanıyor ve seviyor ?..
Yanıtsız kalmaya mahkum sorular dönemine başladınız bile...
Oğlunuz 17 siz 47.
Okuduğunuz gazete ve dergilere dokunulmadığını farkettiğinizde iş işten zaten geçmişti. Sizin gazetenizde GS haberleri yarım,..diğer gazetelerde 5 sayfadır,..kadın hakları,çocuk ve insan haklarından bahseden dergilerinizde, Manken Aysun Kayacı ‘nın (ohh nihayet ismini öğrendim oğluşum çok beğeniyor da !! ) hangi bara gittiğinden, internet sörflerinden (ne demekse ) bahsedilmez... Geçen yılların koşuşturması,. sinema yönetmenleri,yeni aktrist ve aktörleri gündeminizden çıkardığı için,.. Matrix’ in ne menem bir film olduğunu anlamanız zaten olasılık dışıdır. Hane halkının (baba ve çocuklar) Tv ye ayırdığı saatler ise,. sizin kendinizle ancak başbaşa kalabildiğiniz zamanlar olduğu için ,.. doğal ki TV lerdeki “Televoleler,Müzik Klipleri , Mahallenin muhtarları”gibi konularda fikrinizin olması mümkün değildir... Tüm bu olumsuzluklara rağmen biliyorsunuz ki oğluşunuzla ortak noktalarınız da var; kitap okuma,siyasetle ilgilenme,siyasi gündemi yakın takip etme gibi. Ama o da ne “Mehmedin kitabını” tavsiyenize uyarak okuduktan sonra karşınıza ben zaten hep asker olmak istemiştim diye çıkınca (demekki yasaklanması hayırlı olmuş !!) ,.. Seçim gecesi siz inanılmaz üzüntüye gark olduğunuzda ,O bir kenarda bıyık altından gülüp, kafasına terliği yeme bahasına “ben sana söylemiştim MHP nin kötü bir parti olmadığını “ dediğinde...
17 ağustos sonrasında herkese ve herşeye nalet okurken “yav anne,.. kuzum şu memlekette bir kişiyide beğen hakkında iyi bir şeyler söyle,.. ne muhalefet ruhlu kadınsın dediğinde” ,.. evet işte tam o anda bütün iplerin sicimlerin koptuğunu hissediyor,.. bir zamanlar yedirmek için uğraş verdiğiniz, şimdilerdeyse doyuramadığınız,.. üstelik Gurme olduğunu iddia edip yaptığınız her yemeye bir kulp takan sevgili oğluşunuzun kafasına pilav tenceresini geçirerek inanılmaz bir rahatlamaya kavuştuğunuz an!!,.. hatanızıda anladığınız an oluyor,.. üstelik aynı hatayı iki defa yapmak gibi bir halt ettiniz.!! Sizin için çok geç ama, sorumlu bir yurttaş olarak derhal birilerini uyarmalısınız,.. Bu düşüncelerle kaleme kağıda sarılıp asla ve kat’a 18-20 yaşından sonra çocuk doğurmayın diyerek, gerekçelerinizi sıralamaya başlıyorsunuz ; İşte yukarda yazılanlara ilave edilecek birkaç neden daha ;

a)Pediatristler 18 sene içinde Kuzu beyni/yarım yumurta ,vs..bebeklere faydalı mıdır?. değil midir?,.. gibi tartışmaları sonlandıramazlar,
b) kalaşnikof,match box ve ninjalar ,.18 yılda değişime uğrar,.. ama, bu asla çelik çomağın değişimine benzemez !!.
c)Servislerin modelinin değişmesine rahatlıkla ayak uydurabilirsiniz, nasıl olsa sizde okulun zilini evden duymamıştınız.
d)Komşu balkondaki çocukla bakışmıyorsunuz ki ,çoktan gittiniz,..konuştunuz,.. belki de yattınız!!.
e)Bilgisayar zaten hayatınızdaydı,.. x yerine y programını öğrenmeniz işten bile değil..
f)Hümanizm,..toplumsal çözümler,..yardımlaşma,.. 30-40 yıllık dostluklar,..yazlık sinemalar,..sek-sek gibi oyunlar vb...
Aaaaa,... bunlarda ne ?,.. siz 12 eylül 1980 de doğdunuz,!! oğluşunuzda 11 eylül 2001 de ne fark aranızda...

f.k.d. kasım/2001

25 Ocak 2009 Pazar

Kitap Notları -2-




Bir çekimin perde arkası !!

Haftanın konusu belli oldu,.. Yemek – İçmek !!.
Dün,.. soğan,sarmısak,kuru üstü pilavla başlayan!,.mutfaktan Fotoğraf manzaralarına,.. Bugün kitaplarla eşlik edeyim dedim...
”Kışın orta yerinde yazdan kalma güneşli günler,insanın dengesini bozuyor “ gibi,abuk bir cümle kurmayacağım!! Zaten,. Dengesizin tekiyim biliyorum !!!.. Dengesiz olmaktan da –ara sıra,..Yok,yok ,.Hayır,..Sık sık,. melankolik bir tavır geliştirsem de – mutsuz olduğum söylenemez.Yaratıcı yanımı geliştirdiği bile düşünülebilir..
Öyle ya,.. Hava harika,. Acaip,..bir şekilde fotoğraf çekmek istiyorum.. Amaaaa.. akşam misafir gelecek,.. Ev tamtakır,.. Migrosa gidilmeli ,..Alışveriş yapılmalı.. Yemek pişirilmeli ve bunların hepsi öğleden sonraya sığdırılmalı. Eeeee,.. ne zaman fotoğraf çekeceğim ?.. Kış ortası “O” ışığı bir daha ne zaman yakalarım ?..
Ne yapmalı ?.. Nasıl yapmalı ? (Çernişevski’nin, -1970 lerin ünlü ve güzel Markisist kitabının adıydı).
Sonuç ; Bir yanda ,..Düdüklü tencerede Barbunya fasulyesi pişirilir !,.. Yan tarafta,.Fotoğraf makinasında, fasulyeler ve pirinçler resimlenir ,.. Sümbüllerim , Balık kokusunu alt edip ,.. üstelik birde şahane pozlar verirler !! Penceremden içeri süzülen güneş ,mutfak masamda dans eder,.. Ehh kuzum daha ne isteyeyim,..

Başlık atıldı : “ 3 m2’de Mutluluğun Fotoğrafı ”

Veeeeee,.fotoğrafa dair bir tespitle Kitaplara atlıyalım,..Onu bunu bilmem - ISO, Apartur,Zoom vs.- “Sevdiğini Güzel Çekiyorsun “!! Arkadaş...

“Altı bardakta Dünya tarihi”
“İstiridye üstü Girit”
“Tehlikeli Tatlar”
“Yemek İçmek Yaşamak”
Kim demiş,.. (Bu kitapları ve başkalarını okumadan önce ben derdim,.. ) Dünya Tarihi Tarih profesörlerinin yazdığı tarih bilimi kitaplarından öğrenilir...
İşte size dört keyifli kitapla Dünya tarihi...

Altı Bardakta Dünya Tarihi -2005- Yazarı; Tom Standage – İngiliz, Mühendis- Yayınevi;Merkez kitaplar. 317 sayfa. (Okuma tarihim;2006 Eylül)

Dünyanın ilk içkisi Bira’yla başlayan (MÖ.10000) bir dünya tarihine yolculuk yapmak, Şarabı,..Kahveyi,.. Çayı,.. Romu,.. sosyolojik gerçekleriyle Tatmak !! istiyorsanız ,hemen okuyun derim.
-Keyif Biradır... Sıkıntı sefere çıkmaktır. – (Mezapotamya atasözü MÖ. 2200)-

İstiridye Üstü Girit -2003- Yazarı ; Byron Ayanoglu – İstanbullu, Kanada Vatandaşı bir Rum ,Yemek Yazarı – Yayınevi : Türkiye İş Bankası 315 sayfa.(Okuma tarihim :2006 Haziran)

Akdeniz’liliğin,hele hele Ada’lılığın ,.. gerek sosyolojik gerekse psikolojik temelllerinin bir başka gerçeklik ve farklılık üzerine oturduğunu hep savunagelmişimdir, -Tüm eleştirilere karşın -...
Ege tarihini harika yemek tarifleriyle (Ahtapot ve Kalamara, Kapari ve Şarabın çok yakıştığı deneylerimle ispatlanmıştır !!) okumak isterseniz, okuyun ve eminim “Bu kadar mı ,.. benzeriz be kardeşim !!..” cümlesini sizde söyleyeceksiniz....

Tehlikeli Tatlar -Tarih boyunca baharat- (2004) Yazarı:Andrew Dalby –İngiliz Klasik diller ve Yeme İçme Tarihi Uzmanı- Yayınevi :Kitap yayınları .280 sayfa. (Okuma tarihim 2005 Haziran)

Baharat yolu,.. hep duyduğumuz okuduğumuz ama çokda anlamlandıramadığımız bir konudur,.. Ya da en azından benim için öylediydi, bu kitabı okuyana kadar.. Safrandan,.Zencefile,. Besbaseye,. Tarçına,. Dârü’l-fülfül e (ismi çok hoşuma gitmişdi) onlarca,.adını bildiğimiz, bilmediğimiz baharatlarla, bir dünya seyahati ve tarihine yolculuğa çıkalım,baharat savaşlarına gözatalım diyorsanız,. başlayın okumaya..

Yemek için yaşamak –Yiyeceklerle dünya tarihi- (2007) Yazarı:Felipe Fernandez – Armesto –Modern Tarih profesörü- Yayınevi ;İletişim yayınları. 280 sayfa. (Okuma tarihim 2007 Aralık)
İnsan akşam yemeğini hazırlarken pekala felsefe yapabilir.Her zaman söylerim “Aristotle yemek pişirseydi çok daha iyi yazardı” diye başlayan kitapta, yemek pişirmenin icadından günümüzün fast food kültürüne uzanan bir yemek kültürü araştırmasını okuyor,.. gastronominin,. tarih boyunca devam eden ayrıcalıklı yerini bir kez daha keşfediyorsunuz. Bilmediğimiz,ilginç notları ve bilgileri içeren bir kitap,.. Ama yazarından mı ?,çevirisinden mi ?,.. ya da okuduğum dönemdeki ruh durumuma uygun mu düşmedi,..anlayamadım ... Akıcı bir üslubu yok,.. kolay okunmuyor,.bilesiniz...

F.k.d. 25 /Ocak /Pazar
şehir/2009

11 Ocak 2009 Pazar

Kitap Notları -1-

Sevgili Kitaplarımla aramı düzeltim,.. kırgınlıklar kalktı, 3-5 üvertür kitap sonrası
“ Nietzsche” ve “Tragedyanın Doğuşuyla” birbirimize olan sevgimizi tazeliyoruz !!.
Sıra kitaplığıma geldi amaaaaaa .... aaaaaaa lar uzayıp gidebilir hiç mahzuru yok , zira benim ona ayıracak zamanım yok.Kendisi biraz kaprislidir !! Toplanmasının ne kadar güç ,ne kadar zaman alıcı olduğunu, bildiği halde dağılır!!!, dağılmaya mütemayildir.. Küslüğümüz uzun sürecek gibi ama,.. ne çare...
Kadim dostlarımla ,aramıza Bilgisayarın girmesini ,.. soğukluk olmasını ,.engellemek için yeni bir formül geliştirdim.İki yıl öncesine kadar kitap notları tuttuğum defterimi ortaya çıkardım,.. hem oradaki notlar teknolojiyle tanışacak !!, hem de,.okuyup eleştiri notları yazıp sonrada kaldırdığım ,eski dostlar tekrar gündeme gelecek,.yeniden göz atılacak. Belki tekrar hızlı okumalar yapılacak, yeni notlar alınacak.Ama,.. bundan sonra ki okumalara ilişkin notlar teknolojik ortamda gerçekleştirilecek!!
Bloğumun mana ve önemine !! uygun bir eski dostla başlıyorum “Kitap notlarıma”
İbn Battuta Seyahatnamesi..
Okuma tarihim Kasım/2005 yılı... Ufak çaplı iki tuğla kalınlığındaki !! kitapları yazan ,Fas’lı bu büyük gezgin ,1325 yılında Tanca’dan yola koyulmuş ve Afrika’nın bir ucundan Asya’nın diğer ucuna süren gezilerini tam 28 yıl boyunca sürdürmüş..
(1304 d. -1368 ö.) 1356 da tuttuğu notları yazıya dökmüş/döktürmüş.
Arap-Türk-Asya halklarını anlamak,.. kültürel zenginliklerini ,modernizmi – hem arap!! , hem müslüman!!, hem kadın !! bilginlerin varlığından ve ders verdikleri erkek öğrencilerinden haberdar olup, ağzınız bir karış açık okumalar yapmak ,..- bugünün harabe kentlerinin !! güzelliklerini ve ilginç yerel geleneklerini öğrenmek ve ufak çaplı bir Dünya seyahati yapmak istiyorsanız,. başucunuzda Tuğla boyutlu, okunmayı bekleyen kitap olduğunda kendinizi çok mutlu hisseden “Tuhaf!! Bir yanınız” varsa,. hemen alın ve başlayın pişman olmayacaksınız. Çok başarılı bir editasyonla 2004 yılında Yapı kredi yayınlarından çıktı.

Kasidelerden Bağdat dörtlükleri
(İBN Battûta Seyahatnâmesi pg.316)

“Geldi Bağdat’ın kıyısına,çöktü ağıtçı
Ağlasın gayrı ağlıyanlar dehrin dağıttığı dâra!
Nice yangınlar çıktı suyunda,nice savaşlar,
Küle döndü sokaklarında güzeller,gül bakışlar.,
Yine de ümitvar,gün dönecek yine de
Gelecek saadet saati,rahmet inecek izbelere,
Saklıyor gamını şimdi umutlu yabancı,
Bağdat; bir kocakarı;geçmiş gençliğin baharı
Kayıp zamanlarda ara artık işveli yâri ve tâcı !”

(Ebû Temmam Habib d.796 – ö.846)

Yalnız dolunay gibi sokulur Irak’a o güzel,
Öğle vakti dürülür defteri ateşin güneşin.
Bağdat’ın meltemlerini ambere çeviren el,
Bunca masum mecnun olmasa elbette çekip gider.

(Ebu’l-Hasan Ali Nebîh ö.1222)

Seyahatname notlarından başlıklar..

* Tunus'da Zeytûne Camisi ve çevresi,.. pg.19
* "Kuilon - Calicut (Hindistan) - Kuanzhou (Çin) - Kırım'da Cenevizli ailelerin Surdak Limanı ve İskenderiye " en büyük deniz ticaret merkezleri... pg 21 (1300 lere mi dönüyoruz acaba !!.)
* 1 fersah / 3 mil / 4 km
* O yıllarda Mısır' da en itibarlı dil Türkçe,..
* Baalbek -Heliopolis Şam yakınlarında,.(Jüpiter tapınağı harabeleri)
* Erak ağacı (Salvadore Percia), diş fırçalamada kullanılan bir ağaç türü,Hant isimli meyvası da yeniyor.
* Kûşân - Kuşeri = Mısır'ın Hint kökenli mahalli yemeği.Makarna-Nohut-Mercimek ve Pilavı karıştır,acı biberli domates sosunu üzerine ekle,kıtır ,kıtır soğan kızartması ilave et.!!
* Tebriz-Mardin-Bağdat-Şiraz-Kahire o dönemin en güzel İslam şehirleri.
* Alanya -Tümüyle Türkmen ve Hanefi ,.Kerestesi bol .(soyadı !!!)
* Denizli =Dûngûzla ( domuzlar diyarı) Domuzu bol,Eşi benzeri olmayan Altın işlemeli pamuklu elbiseler dokunuyor,halkın çoğunluğu Rum. (Bir zamanlar köye Domuz avcıları gelirdi !!!)
* Antalya'da ahilik çok yaygın
* Göynük'te bolca Safran varmış !!.
*Hindistan'daki haberleşme sistemi 4*100 bayrak yarışı gibi,.. haberciler 50 günlük yolu 5 günde alabiliyor ,koşarak ya da atla...
* 1300 lerde !!! Delhi'de Fiyat artışlarına karşı yapılan protestolar... pg.630

f.k.d. 11 /ocak /şehir

8 Ocak 2009 Perşembe

Çocuklar ölmesin,.. şekerde yiyebilsinler...

Yeni yıla İsyan yazısıyla girmeyi düşünmüyordum ama ,..


İSYAN EDİYORUM ,..


Dünyaya ,..İnsanlığa,.. İnsanlığıma,.. Yaşananlara ve Yaşayacaklarımıza ...

Güzel,..Sıradan,. ama keyifli bir geceydi ,Yılbaşı gecesi... Her zamanki elitist geyikler,.. 60-70 lerin şarkıları,.. bolca rakı ,..ve hafif sarhoşluk ... Severim hafif sarhoşluğu ve zırhlardan arınıp çözülmeyi,.. dozu aşmazsa iyi gelir insana ,..

Yeni yılın ilk günü ,.Önceki gecenin kalıntılarıyla,. Gelecek günlerin telaşı arasında geçen garip bir gündür..Ömür boyu abisinin ya da ablasının gölgesinde kalmış,.başarısız kardeşler gibidir,.Üzülürüm hep “1 Ocak” tarihine..ama elden bir şey gelmez tarih tekerrür eder !!..

2 Ocak... hızla giriş yapar hayatımıza,. 3-4 defa bocalarız yeni yılın tarihini atarken,..1969,..79,..89,..99,..2009,..2019........vb. Sonra alışırız herşeye alıştığımız gibi.

Ama,.. İnsanlık kavramımızı yitirmediysek,.
Bombalarla parçalanmış çoçuklara alışamayız,..
O,.. insanlık dışı görüntülere bakamayız,..
”İnsan insana, nasıl bu denli vahşet uygular?.. sorusuna, yanıt aramaya bile takaatimiz olmaz..

Bir şey yapamamanın,.düşünememenin ve düşünmek istememenin çaresizliğini yüreğimizde hissedip,.. yılbaşı gecesi keyifle yudumladığımız kadehleri,. bu sefer hınçla,.. akla ziyan bir hızla ,.. unutmak adına yudumlarız.

Nafile.....
Bombaların etkisini hiç bir şeyin yok edemediğini anlayıp çıkış yolu bulmaya ,..Aklı kurtarmaya,.. yüreği serinletmeye,.. çalışırız,..

Ve,.. başlarız yazmaya,.. kendimizin okuyup kendimizin dinleyeceğini bile bile,..Sanki tüm dünyaya seslenircesine,..Sanki bütün dünyaya hakim “miş” gibi..yazarız,..

Hayatı “mış” ve “miş” gibi yaşadığımızın en acı biçiminde ayırdında ,...
yazar ,..yazar ,.. yazar,..yazar,..yazarızzzzz.........

f.k.d. 8/01/2009 şehir.

7 Ocak 2009 Çarşamba

Unutmamıştım kağıttan gemiler yapmayı,
ellerim de buruşmamıştı daha,

kaptanlıktan da emekli olmamıştım
ama,..
hüzün geldi baş köşeye kuruldu,
yoruldu, .. yüreğim
yoruldu...
demiş Şair..

Bende yorgunum bu gece....

f.k.d. 7/01/2009



19 Aralık 2008 Cuma

Benden selam söyle Bulutlara.....


49 yada 50 yıl önce babasının elinden tutmuş küçücük bir kız,. Simsiyah,. garip bir geminin, güvertesindeki deliğe doğru yürüyor,..dimdik merdivenlerden düşmemeye çalışarak inmeye çalışıyor,..kocaman açılmış gözleriyle,.daracık odada, ranzanın başındaki dolap kapaklarına yapıştırılmış ,mayolu teyzelere bakıyor !!!...
Çılgın ,.. ve Saygın ,.. adamlardı Denizaltıcı amcalar...
Küçük kızın da Denizaltıyla ilk tanışmasıydı ,..
Doğal ki unutulmadı,...


Frozen sonucunu öğrenip, gözyaşlarını saklamaya çalışarak, kendini kantinin soğuk avlusuna atan genç kadının ,.. Kaybetme korkusuyla ilk yüzleşmesiydi...
Doğal ki unutamadı..

25 yıl sonra bir kır lokantasından,.. Hamsi tavayla!,. bulutlara gönderilen selamlar,..İçe akıtılan yaşlar,..ve Sözler ....
Anılardan süzülenlerdi !,..
f.k.d. 19/Aralık/2008

Ben hayatta en çok babamı sevdim

Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk

Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti

Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi

Atlastan bakardım nereye gitti

Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,

Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a

Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,

Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, canevim


C.Y.

Posted by Picasa

14 Aralık 2008 Pazar

Çingeneler Zamanı*

*Emir Kusturica /1988

Özgürlükçü,.. Anarşist,.. Hayatı bildikleri gibi yaşayan,.. Kimseyi umursamayan ve takmayan,..
Aslında tüm bu sıfatlar,.. Kâdim topluluğa ilişkin duygularımızı tek bir kelimeyle ifade edemeyişimizin de gerekçeleri...
Yoğun tiksinti duygularımıza “Çöplükten verdikleri mutluluk yanıtları ,.. “
Küçümsemelerimize karşın ,.. “bütün formelliklerinden sıyrılabilmeleri,..”
“Teknolojinin getirdikleri mi,.. yoksa götürdükleri mi ..” tartışmasını, bir kalemde sıfırlamaları,..
Otomobillerin hakim dünyasında hala at arabalarıyla zamana meydan okumaları ..
“Kadınlarının röfle yapılmış saçlarının olmazsa olmaz,.. Erkeklerinin Briyantinli saçlarının her problemin önünde geldiği” bu insanları hiç ama hiç anlayamadığımız ve anlama çabalarımızın da göstermelik olmaya mahkum olduğunu düşünüyorum... Anlayamayız ,..
Ne kadar istesek,. Onlar gibi ve Onlarla beraber “O” hayatı yaşayamayız..

Yaşamı paylaşmadığın,eş değer yargılarına sahip olmadığın insan topluluklarını anlayabilirsin ,.. Neden ?.. Hedefte birleşiyorsundur.



Amaaaa,.... İş Çingenelere geldiği zaman ...
Anlayamamak duygusu ve anlayamamanın çaresizliğini ,... Fotoğraf makinamı alıp - güneşli bir Aralık sabahında uzaklara gidememenin sıkıntısını yakın çevrede gidereyim diyerek- yürüyüşe çıktığım bu Pazar günü bir kez daha algıladım.
Şehrin kalabalığının orta yerinde, her zaman çiçek aldığımız, Çingene kadın ve küçük kızı,. Pazar sakinliğinin ve güneşin verdiği rehavetle oturuyorlardı,. her zamanki yerlerinde,..
Ben tüm çekingenliğimle – İnsan fotoğraflarında agresif olamamak gibi 21.yy insanına yakışmayan bir defektim var !!..- ama tanış olmamızın da verdiği cesaretle “fotoğrafınızı çekeyim mi ?.”diye sordum.. Anında poz verdiler ,..
3-5 fotoğraf sonra,.. - Abla bana bu fotoğrafları hemen verirsin dimii,.. kızımın hiç fotoğrafı olmadı bugüne kadar da,.. - cümlesi geldi,..
Bittim ,........












Bir nedenle !!.. tanış olduğum Çingenelerle ilgili ,çok şey bildiğini zanneden ,iddia eden “Ben” Yine hiç bir şey bilemediğimin ayırdına vardım,..
Veee ,.. Çok bilmişlerin !!!!!!!! bilememezlik duygusunu bir kez daha yaşayarak,..
Kös kös önüme bakıp “Ruhu savrulmuş,..” fotoğraflarımı çekip,..
Gittim............

f.k.d.
Aralık/2008/Şehir